Öne Çıkan Yayın

Günün sözü: "Fransa'ya, "Liberté, égalité, fraternité", "süvari, piyade, ve topçuluk"'dan daha az rehberlik etmiştir."

"Liberté, égalité, fraternité" özdeyişi dilimize "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" olarak çevrilebilir. Bu üçlemenin ne a...

15 Ağustos 2017 Salı

13 Ağustos "Adlertag" (Kartal günü) hakkında bir kaç rakam!

13 Ağustos "Adlertag" (Kartal Günü) yazısı ile ilgili olarak, Tanju Hocamız bir ekleme yaptı. Önemli rakamlar içeren yazıyı, kendisine teşekkür ederek, buraya ekliyorum.

"13 Ağustos "Adlertag" yani kartal günü ve izleyen hafta içerisinde Almanlar günde 1500'den fazla sorti ile akınları doruğa çıkardılar. 7 Eylül'de 1000 uçakla Londra'yı bombaladılar. Verdiğiniz bilgilere bir ek yapmak isterim. Almanların hava savunma tesisleri yerine akınlarını sivil yerleşimlere kaydırmalar...ı RAF'a toparlanma fırsatı vermiştir. Ama zaten Almanların tahmininden daha fazla uçakları ve pilotları vardı. Bu arada her zamanki sorunumuz olan farklı bilgi meselesi burada gene ortaya çıkıyor. Savaş sırasında verilen 2.968 Alman ve 3.058 İngiliz uçağının düşürüldüğü elbette karşılıklı propagandadan ibaretti.


Gerçek rakama gelince, hepsi İngilizler lehine olmak üzere 915'e 1.733, 938'e 1.679, 1.017'ye 1.882 gibi farklı rakamlar verilmektedir. Devam etsek daha da başkalarını göreceğiz. Ama İngiliz üstünlüğü kesindir. Almanlar hava muharebesine hiç uygun olmadıkları için sinek gibi düşürülen Stuka pike bombardıman uçaklarını kısa sürede çektiler. Ayrıca Heinkel gibi bombardıman uçakları çift motorlu olduğu için bomba yükleri sınırlıydı. Muharebeler Temmuz'dan Aralık ayına kadar sürdü ama en yoğun Ağustos ayındaydı, Eylül'den sonra taciz akınına dönüştü.

Bu arada Adlertag öncesinde 3 Temmuz ile 11 Ağustos arasında da bir nevi hazırlık bombardımanı yapıldı ve bu sürede Almanlar 364, İngilizler 203 uçak yitirdiler."

13 Ağustos 2017 Pazar

Adlertag! (Kartal günü!)

13 Ağustos 1940 günü, Nazi Almanyası tarihine, "Adlertag" olarak geçmiştir. O gün, Luftwaffe'nin (Nazi Alman Hava Kuvvetleri), İngiltere bombardımanını başlattığı gündür. Göring'in tahminine göre, RAF (Kraliyet Hava Kuvvetleri) 4 hafta gibi kısa bir sürede, "gökyüzünden silinecektir."

Hitler'in deyişiyle, Luftwaffe, Alman Silahlı Kuvvetleri'nin istilası için, İngiltere'yi istilaya hazır hale gelene kadar bombalayacaktır.

Harekât başladıktan bir hafta sonra, Göring'in boş vaatlerde bulunduğu ortaya çıkar. Daha ilk hafta içinde, Luftwaffe 284 uçak kaybeder. (Çoğu zaman göz ardı edilen bir unsuru hatırlatmak gerekir. Uçaklarından atlayabilen Alman pilotlar, İngiliz pilotların tersine, esir düştüklerinden, birliklerine geri dönüp tekrardan göreve çıkamamaktaydılar. Diğer bir deyişle, sadece "uçak" kaybı değil, ondan daha önemlisi, "pilot" kaybı söz konusuydu.)


Luftwaffe üst düzey kademesinden en çaylak pilota kadar herkes 5 hafta sonunda, İngiltere Hava sahasında üstünlüğü ellerine geçiremeyeceklerini anlar.

Bu, Göring'in ilk büyük yenilgisidir. (Aslında, Dunkerk'de kuşatılmış Müttefik kuvvetlerini yok etme konusunda, Hitler'e verdiği vaatlerde boşuna çıkmıştır. Ancak, Batı Seferi'nin zaferle sonuçlanması, bu başarısızlığın göz ardı edilmesine neden olmuştur.)

10 Ağustos 2017 Perşembe

Niccolö Machiavelli ve "Prens"!

Bugün, 1469-1527 yıları arasında yaşamış siyaset kuramcısı, yazar ve devlet adamı olan Niccolö Machiavelli'in en ünlü eseri olan "Prens" isimli kitaptan bahsedeceğiz.


Kitabı okumamış olanlar bile, "Amaca ulaşmak için her yol mubahtır" sözüyle atıfta bulunmuşlardır. (Belki de farkında olmadan!) İşin ilginci, bu sözün kitapta yer almamasıdır. Ancak, bazı açılardan kitabın ana fikirlerinde birini (bazılarına göre, tekini!) oluşturan ünlü bir sözdür.

Kitaba geçmeden önce, tarihe damgasını vurmuş kişilerin fikirlerini ve eserlerini objektif bir bütünlük içinde anlayabilmemiz için, onların yaşadığı dönemin arka planını iyi analiz etmemiz gerektiği gerçeğinden yola çıkarak, Machiavelli'nin yaşadığı dönem hakkında bir kaç cümle yazalım.

İtalyan Rönesans'ına denk gelen bu dönem, sanat, bilim ve edebiyatta yoğun bir üretimin ve daha da önemlisi o güne kadar görülmemiş fikirler ışığında yaratıcılığın ön plana çıktığı dönemdir.

Machiavelli'in çağdaşları,  Michelangelo ve Leonardo da Vinci'dir.

Yaşadığı şehir, katedraliyle ünlü Rönesans sanatının merkezi olan Floransa'dır.

Ortaçağ’ın dağınık derebeylikleri yıkılırken, merkezî yönetim güçlenmeye başlıyordu.

Yavaş yavaşta olsa, Avrupa'da ki ulusların genel çizgileri ortaya çıkmakta, "modern devlet" kavramı filizlenmeye başlamaktaydı.

Bu gelişim ve değişimlerin ortasında Machiavelli tarihe damgasını vuran bir kaç eser yaratmıştı. Bugün bunlardan birisi olan "Prens" isimli kitabıdır. Bazı eleştirmenler tarafından modern siyaset biliminin temeli olarak kabul edilen kitap, başkaları tarafından "kime ve ne amaçla bile yazıldığı belli olmayan" bir eser olarak görülür.

Günümüzde bile, "Prens"mi yoksa,  "Hükümdar" mı şeklinde, kitabın başlığı hakkında yapılan tartışmalara rastlarsınız.


Kitap, "klasik" ünvanını kazanmış bir çok eser gibi, çok geniş bir yelpazede siyaset bilimi hakkında yazarın düşüncelerini içerir. Hayatı boyunca, İtalya'nın birliği için mücadele etmiş bir düşünür olarak, o dönemin koşullarında,  kullanılan yöntemlerin ahlaki yönlerini gözönüne almadan, ne pahasına olursa olsun bu hedefe ulaşmanın yollarını anlattığı bir eser olarak, kendisine olumlu olduğu kadar olumsuz bir unvan da kazandırmıştır.

Kısacası, başarıya ulaşmak için yönetici doğru veya yanlış, iyi veya kötü, her türlü aracı kullanmalıdır.

Her ne kadar kitap, siyaset üzerine yoğunlaşmışsa da, askerlik sanatının önemini de sürekli vurgular.

Kitabın bazı alt başlıklarına bir bakış atalım:

-Kaç Tür Askeri Güç ve Paralı Asker Vardır?
-Yardımcı, Karma ve Öz Askerler Üzerine.
-Prensin Askerî Konularda Yapması Gerekenler, gibi...

Bu alt başlık örnekleri bile "Savaş Sanatı Üzerine" başlıklı kitabında ki kadar olmasa da, askerlik sanatının devlet kurumunun ve millet olgusunun varoluşunda ki önemini göstermesi açısından yeterlidir.

Bundan dolayı, askerlik tarihi ile ilgilenenlerin okuması gereken klasik bir eserdir.

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Günün videosu: 2. Dünya Savaşı'nda Sovyetler Birliği'nin kayıpları!

Biraz da cephenin diğer tarafından alıntı yapalım.
Son verilere göre, 2. Dünya savaşı'nda görev alan, 34.500.000 Sovyet askerinden, 6.200.000'u öldü, 15.000.000'u yaralandı.
Diğer bir deyişle, her 5 askerden biri savaş dışı kaldı!
Bunlara 17.000.000 sivil kaybı da ekleyince, karşımıza korkunç rakkamlar çıkıyor.
Doğu cephesinde ki savaşın, bir "imha savaşı" (Vernichtungskrieg) olduğu, Nazilerin amacının, bu topraklarda yaşayanları "yok etmek" olduğu daha iyi anlaşılır.
Onların anısına:

5 Ağustos 2017 Cumartesi

Facebook'da "Kastaş Yayınları" isimli yeni bir grup kurduk!

Grup üyelerimizden Bekir Becit ile yaptığımız sohbet esnasında, Facebook'da her türlü grubun olduğunu ("Turtalı kek nasıl yapılır?" gibi hayati konuları irdeleyen!), ancak ülkemizde askeri tarih edebiyatını yaşatan Baskan/Kastaş Yayınları hakkında hiç bir tanıtımın yapılmadığını saptadık.

Kısa ve öz bir planlamadan sonra, "Kastaş Yayınları" adı altında yeni bir grup kurduk. Çorbada tuzumuz olsun.

Okumayı sevenlere hayırlı olsun.

https://www.facebook.com/groups/328373527589479/

30 Temmuz 2017 Pazar

İlber Ortaylı'dan "Okunması gereken kitaplar" listesi!

Tarihimizin ışığı İlber Ortaylı bugünkü Hürriyet gazetesinde ki köşesinde, "okunması gereken kitaplar" başlığıyla bir liste hazırlamış.


Hoca "Okuyun!' demiş. Bize de okumak ve yayınlamak düşer.

hangi-kitaplari-okumali?

24 Temmuz 2017 Pazartesi

Körlüğe karşı kazanılan zafer!

"Askeri tarih nedir?" ve "Askeri tarihimize nasıl sahip çıkarız?" sorularına verilen çok güzel bir cevap!



İngiltere, Staffordshire'da yer alan "National Memorial Arboretum" sergisinde, 1. Dünya Savaşı'nda kör olan askerlere adanmış bir heykel...

İsmi "Körlüğe karşı kazanılan zafer"!