Christopher Nolan'ın, 2. Dünya Savaşı 1940 Mayıs ayında geri çekilirken, Alman orduları tarafından kuşatılan Müttefik kuvvetlerinin, Fransa'nın kuzeyindeki Dunkirk (Dunkerque) limanından tahliye edilmelerini anlattığı filmin 2. fragmanı. Film, Temmuz 2017'de vizyona girecek. Başrollerde Mark Rylance, Kenneth Branag, Tom Hardy gibi isimler yer alıyor.
günün filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günün filmi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Aralık 2016 Perşembe
20 Kasım 2016 Pazar
Günün filmi: Anthropoid / 2016
Bugün tanıtmak istediğim film vizyona yeni girdi. 2. Dünya Savaşı’nın herhangi bir muharebesi veya savaş cephesi ile doğrudan alakalı bir senaryoya sahip değil.1942 tarihinde, günümüz Çek Cumhuriyeti başkenti olan Prag’da, yani cephe gerisinde geçen bir komando harekâtını kendisine konu edinmiş. Başrollerinde, Jamie Dornan ve Cillian Murphy isimli aktörlerin oynadığı, ve orijinal ortamlarda çekilen, 120 dakikalık film, 2016 Çek-İngiliz-Fransız ortak yapımı.
Filmin senaryosu 27 Mayıs 1942 tarihinde, Çek Cumhuriyetinin başkenti Prag'da, Reinhard Heydrich'e karşı düzenlenen suikasta dayanıyor. (Nazilerin kendi hayallerine, pardon planlarına göre düzenledikleri Avrupa coğrafyasında, onların verdiği isimle, 3. Alman İmparatorluğu himayesindeki [kulağa, "işgal" kelimesinden daha hoş gelir!] bölge anlamına gelir, „protektora“ deyimi.)
http://www.imdb.com/title/tt4190530/?ref_=tt_rec_tt
http://www.imdb.com/title/tt0075019/?ref_=nv_sr_2
Filmin senaryosu 27 Mayıs 1942 tarihinde, Çek Cumhuriyetinin başkenti Prag'da, Reinhard Heydrich'e karşı düzenlenen suikasta dayanıyor. (Nazilerin kendi hayallerine, pardon planlarına göre düzenledikleri Avrupa coğrafyasında, onların verdiği isimle, 3. Alman İmparatorluğu himayesindeki [kulağa, "işgal" kelimesinden daha hoş gelir!] bölge anlamına gelir, „protektora“ deyimi.)
Bir imparatorluk protektorası
olan Böhmen ve Mähren bölgelerinde, genel vali vekili olarak görev yapan
Heydrich, Çek halkının Nazi işgaline karşı gösterdiği direnişi bastırmak ve
Çek Yahudilerinin Almanya'ya taşınmasını organize etmekle
görevliydi. Onun acımasız yönetimi altında, işgalden sonra, Çeklerin gösterdiği
direniş kırılmış, çok sayıda Çek idam edilmişti. Bu durum karşısında, hem yurt
dışına kaçan, hem de işgal altında yaşayan Çekler’e direnişin devam ettiğini
göstermek bir işaret olarak, Alman işgalinden sonra, İngiltere'ye sığınan
Çekoslovak hükümeti, Heydrich’e bir suikast düzenlemeyi planlar.
İşgal esnasında ve sonrasında,
yurt dışına kaçmayı beceren Çekoslovak ordusu birliklerine mensup 2
subay ve 5 askeri, bu suikast için seçer. Ingiltere ordusunda komando
eğitimi alan grup Çek Cumhuriyeti'ne, paraşütle indikten
sonra, Çek direniş örgütünden geriye kalanların yardımıyla Prag'da kalmaya
ve gözlem yapmaya başlar.
Uygun bir anı yakalayan
suikast timi saldırıyı gerçekleştirirler; ancak, Prag dışına kaçamazlar.
(Filmin tadını kaçırmamak için, burada son verelim.)
Benim ilk olarak ilgimi
çeken, filme verilen başlık oldu. Eski Yunanca’da "insan şeklini alan”
anlamına gelen bu terim, günümüzde, zooloji biliminde sıkça kullanılır.
Latince kullanımı olan
„Anthropoidea“, özellikle „insan benzeri canlıları tanımlamak için kullanılır.
Bunun da en bilinen örneği, maymunlardır. Dolayısıyla, burada, Nazilerin
„Herrenmenschen“ ( üstün ırk / yönetici olmak üzere seçilmiş insanlar)
ideolojisi ile dalga geçilmiş. Heydrich örneğinden yola çıkılarak, „Sizden olsa
olsa, insan benzeri maymun olur!“ mesajı başlığa yansıtılmış.
Film hakkında daha fazla
bilgi almak isteyenler için IMDB sayfası:
http://www.imdb.com/title/tt4190530/?ref_=tt_rec_tt
Filmde, uluslarası ünü olan
bir aktöre rastlanmasa da, seçilen tüm aktörler, rollerinin altından başarıyla
kalkıyorlar. Orijinal mekanlar, orijinal silah ve araçların kullanıldığı, cephe
gerisinde yaşamı ve işgal altında ki Çeklerin maruz kaldıkları zulmü anlatan
film, aslında bir „Remake / Yeniden çekim“. Bizim neslin, TV’de ki,
„Profesyoneller“ dizisinden tanıdığı, „Doyle“ karakterini canlandıran, Martin
Shaw’un oynadığı ilk yapım, „Operation Daybreak“ başlığıyla, 1975 yılında
çekilmiş. Fırsat bulanlar, o filmi de, Youtube’da İngilizce olarak
seyredebilirler.
IMDB sayfası:http://www.imdb.com/title/tt0075019/?ref_=nv_sr_2
30 Ekim 2016 Pazar
Günün filmi: A Bridge Too Far (1977)
Bu pazar sabahının filmi, tam bir klasik: "A Bridge Too Far" (Her ne kadar, dilimize, "En uzak köprü" olarak tercüme edilmişse de, aslında "Ulaşılamayacak kadar uzak bir köprü" anlamında söylenmiştir. Filmin ismi, İngiliz General Frederick Browning’in operasyonun ayrıntılarını öğrendiğinde, İngiliz Mareşal Bernard Montgomery’ye yaptığı “Galiba bir köprü fazla hesaplanmış” yorumuna dayanır. Diğer bir deyişle, General Browning bir köprünün bile alınamaması halinde, tüm planın başarısız olacağını söyler. Ve haklı çıkar!)
Yazarı, Cornelius Ryan olan ve aynı ismi taşıyan kitaptan uyarlanan 1977 yapımı filmin yönetmeni Richard Attenborough’dur. O dönemin birçok ünlü aktörü rol almıştır.
Dirk Bogarde, James Caan, Michael Caine, Sean Connery, Denholm Elliott, Elliott Gould, Edward Fox, Gene Hackman, Anthony Hopkins, Jeremy Kemp, Laurence Olivier, Robert Redford, Liv Ullmann, Maximilian Schell, Hardy Krüger ve Ryan O'Neal.
Konusu, savaş tarihine ve özellikle 2. Dünya Savaşı'na ilgi duyan herkesin, az çok bildiği Market Garden Operasyonunu anlatır. Operasyonda, Müttefik kuvvetlerin amacı Alman cephe hatlarını yararak, 6 adet köprüyü ele geçirmek ve işgal altındaki Hollanda üzerinden Ren Nehrini geçerek, Nazi Almanya'sına girmektir.
Eylül 1944’de Müttefik kuvvetlerin ilerleyişi neredeyse durma noktasına gelir. Bu durumun temel nedenlerinden birisi, ikmal hatlarının çok uzamasıdır. Kış yaklaşmıştır ve aşılması gereken önemli bir doğal engel olarak, Ren nehri, durmaktadır. Almanya'nın ekonomik can damarının önündeki bu son savunma hattının, Almanlar tarafından canla başla savunulacağını düşünen, generallerin, olası kayıplardan dolayı, uykuları kaçmaktadır. Montgomery, savaş gücü yüksek Alman birliklerinin, Ren nehrinin doğusunda mevzileneceğini, halbuki hala Alman işgali altında ki, Hollanda'da operasyon sırasında sadece Hitler gençliği ve yaşlı milislerle karşılaşacaklarını düşünmektedir. Bundan dolayı, böyle bir plan yapmıştır.
Müttefik Kuvvetler Başkomutanı Dwight Eisenhower'a, ABD Generali George Patton ve İngiliz Feldmareşal Bernard Montgomery, savaşı erkenden bitirmek için, birbirinden tamamen farklı 2 plan sunar. Eisenhower'ın tercih yapmasında, üst düzey politik baskı büyük bir rol oynar ve Montgomery’nin önerdiği, "Market Garden Operasyonu"'nu seçer.
Plana göre, 35.000 paraşütçü, İngiltere’de ki hava üslerinden kalkarak, işgal altındaki Hollanda’ya, cephenin 150 km gerisine indirilecektir. Savaş tarihinde ki en kapsamlı hava indirme operasyonunun amacı, Hollanda'da ki nehirler üzerindeki köprüleri ele geçirerek, aynı zamanda, güneyden saldırıya geçen, Müttefik birlikleri gelene kadar savunarak, Arnhem kentini almaktır. Bu çok önemli liman ele geçirildikten sonra, buradan hareketle, limana indirilen yeni birlikler ve lojistik destekle, Almanya’nın içlerine girmenin daha kolay olacağı planlanmıştır. Ruslardan önce, Berlin'e varmak veya en azından, Alman topraklarının büyük bir kısmını ele geçirmek mümkün olacaktır.
Filmin çekimi, 1976 yılının Eylül ayında yapılır. 1000 kadar paraşütçü ve çok sayıda eski tip Dakota uçağı kullanılar. A.B.D.'nde yeteri kadar, uçak bulunamayınca, Cibuti, Danimarka ve Finlandiya gibi ülkelerden satın alınır. Arnhem Köprüsü ile ilgili sahnelerin , orijinal köprü civarında ki yerleşim yoğunluğu, çekime izin vermediğinden, Hollanda'nın Deventer kentinde çekilir. Nijmegen Köprüsüne saldırı sahnesinin çekilmesi “1 milyon dolar değerinde 1 saatlik çekim” diye adlandırılmıştır, çünkü gerçek hayatta köprüdeki yoğun trafik sebebiyle yerel yönetimden sadece 3 Ekim 1976 sabahı 8 ile 9 arasında izin alınabilmiştir. Sahneyi bir saat içinde çekemezlerse hem oyunculara fazla mesai ücreti verilecek, hem de köprüyü tekrar kiralamak için bir milyon dolar daha verilecektir. Bu yüzden yönetmen Attenborough ölü taklidi yapan oyunculardan, çekim bitene kadar, gözlerini bile açmamalarını istemiştir.
Oyuncular, temel askeri eğitime tabi tutup çekimler sırasında aynı koğuşlarda kalmışlardır. Özellikle teçhizat ve üniformalar, tarihsel orijinalliğe ayrıntısına kadar uymaktadır. Birliklerin simgeleri, silahların modelleri bile göz önüne alınmıştır. Filmde kullanılan Müttefik tanklarında sadece 3 tanesi orijinal olup, diğerleri, arabaların etrafına monte edilmiş mukavvalardır. (Rommel sağolsun!) O tarihlerde, orijinal Alman tankı bulunamamış, onların yerine Leopard I'ler modifiye edilmişlerdir.
Filmin müziği, başlı başına bir klasiktir:
"a bridge too far" müziği:
Her zaman ki gibi, flmin IMDB sayfası:
En uzak köprü:
2 saat 55 dakikalık film, zamanın nasıl geçtiği anlamadan bitiyor, kaçırmayın.
Yazarı, Cornelius Ryan olan ve aynı ismi taşıyan kitaptan uyarlanan 1977 yapımı filmin yönetmeni Richard Attenborough’dur. O dönemin birçok ünlü aktörü rol almıştır.
Dirk Bogarde, James Caan, Michael Caine, Sean Connery, Denholm Elliott, Elliott Gould, Edward Fox, Gene Hackman, Anthony Hopkins, Jeremy Kemp, Laurence Olivier, Robert Redford, Liv Ullmann, Maximilian Schell, Hardy Krüger ve Ryan O'Neal.
Konusu, savaş tarihine ve özellikle 2. Dünya Savaşı'na ilgi duyan herkesin, az çok bildiği Market Garden Operasyonunu anlatır. Operasyonda, Müttefik kuvvetlerin amacı Alman cephe hatlarını yararak, 6 adet köprüyü ele geçirmek ve işgal altındaki Hollanda üzerinden Ren Nehrini geçerek, Nazi Almanya'sına girmektir.
Eylül 1944’de Müttefik kuvvetlerin ilerleyişi neredeyse durma noktasına gelir. Bu durumun temel nedenlerinden birisi, ikmal hatlarının çok uzamasıdır. Kış yaklaşmıştır ve aşılması gereken önemli bir doğal engel olarak, Ren nehri, durmaktadır. Almanya'nın ekonomik can damarının önündeki bu son savunma hattının, Almanlar tarafından canla başla savunulacağını düşünen, generallerin, olası kayıplardan dolayı, uykuları kaçmaktadır. Montgomery, savaş gücü yüksek Alman birliklerinin, Ren nehrinin doğusunda mevzileneceğini, halbuki hala Alman işgali altında ki, Hollanda'da operasyon sırasında sadece Hitler gençliği ve yaşlı milislerle karşılaşacaklarını düşünmektedir. Bundan dolayı, böyle bir plan yapmıştır.
Müttefik Kuvvetler Başkomutanı Dwight Eisenhower'a, ABD Generali George Patton ve İngiliz Feldmareşal Bernard Montgomery, savaşı erkenden bitirmek için, birbirinden tamamen farklı 2 plan sunar. Eisenhower'ın tercih yapmasında, üst düzey politik baskı büyük bir rol oynar ve Montgomery’nin önerdiği, "Market Garden Operasyonu"'nu seçer.
Plana göre, 35.000 paraşütçü, İngiltere’de ki hava üslerinden kalkarak, işgal altındaki Hollanda’ya, cephenin 150 km gerisine indirilecektir. Savaş tarihinde ki en kapsamlı hava indirme operasyonunun amacı, Hollanda'da ki nehirler üzerindeki köprüleri ele geçirerek, aynı zamanda, güneyden saldırıya geçen, Müttefik birlikleri gelene kadar savunarak, Arnhem kentini almaktır. Bu çok önemli liman ele geçirildikten sonra, buradan hareketle, limana indirilen yeni birlikler ve lojistik destekle, Almanya’nın içlerine girmenin daha kolay olacağı planlanmıştır. Ruslardan önce, Berlin'e varmak veya en azından, Alman topraklarının büyük bir kısmını ele geçirmek mümkün olacaktır.
Filmin çekimi, 1976 yılının Eylül ayında yapılır. 1000 kadar paraşütçü ve çok sayıda eski tip Dakota uçağı kullanılar. A.B.D.'nde yeteri kadar, uçak bulunamayınca, Cibuti, Danimarka ve Finlandiya gibi ülkelerden satın alınır. Arnhem Köprüsü ile ilgili sahnelerin , orijinal köprü civarında ki yerleşim yoğunluğu, çekime izin vermediğinden, Hollanda'nın Deventer kentinde çekilir. Nijmegen Köprüsüne saldırı sahnesinin çekilmesi “1 milyon dolar değerinde 1 saatlik çekim” diye adlandırılmıştır, çünkü gerçek hayatta köprüdeki yoğun trafik sebebiyle yerel yönetimden sadece 3 Ekim 1976 sabahı 8 ile 9 arasında izin alınabilmiştir. Sahneyi bir saat içinde çekemezlerse hem oyunculara fazla mesai ücreti verilecek, hem de köprüyü tekrar kiralamak için bir milyon dolar daha verilecektir. Bu yüzden yönetmen Attenborough ölü taklidi yapan oyunculardan, çekim bitene kadar, gözlerini bile açmamalarını istemiştir.
Oyuncular, temel askeri eğitime tabi tutup çekimler sırasında aynı koğuşlarda kalmışlardır. Özellikle teçhizat ve üniformalar, tarihsel orijinalliğe ayrıntısına kadar uymaktadır. Birliklerin simgeleri, silahların modelleri bile göz önüne alınmıştır. Filmde kullanılan Müttefik tanklarında sadece 3 tanesi orijinal olup, diğerleri, arabaların etrafına monte edilmiş mukavvalardır. (Rommel sağolsun!) O tarihlerde, orijinal Alman tankı bulunamamış, onların yerine Leopard I'ler modifiye edilmişlerdir.
Filmin müziği, başlı başına bir klasiktir:
"a bridge too far" müziği:
Her zaman ki gibi, flmin IMDB sayfası:
En uzak köprü:
2 saat 55 dakikalık film, zamanın nasıl geçtiği anlamadan bitiyor, kaçırmayın.
23 Ekim 2016 Pazar
Günün filmi: USS İndianapolis / Men of Courage / 2016
Bugün tanıtacağım film, vizyona yeni girdi sayılır.
İsmi, "USS İndianapolis / Men of Courage" ({United States Ship: Amerika Birleşik [Devletleri] Gemisi)} İndianapolis / Cesur Adamlar)
Filmin senaryosu, 2. Dünya Savaşı'nda, Pasifik cephesinde geçen gerçek bir trajediye dayanıyor. USS Indianapolis, ABD Deniz Kuvvetlerine ait Portland sınıfı savaş gemisiydi. Kuzey Mariana Adalarında yer alan Tinian'daki ABD Hava Üssüne Japonyaya atılan ilk atom bombasının kritik parçalarını teslim etmekle görevlendirilir. Bu sınıfa dahil olan gemiler, özellikle denizaltı saldırılarından korunmak için, eskortsuz göreve gönderilmezken, "çok gizli" niteliği taşıyan bu görevi tek başına gerçekleştirmek zorundadır.
Dönüş yolunda bir Japon denizaltısı tarafından 2 torpido ile batırılır. 1.196 kişilik mürettebattan 300 tanesi, 12 dakika içerisinde batan gemi ile birlikte sulara gömüldü.
Saldırıdan kurtulan 896 denizci, sürekli köpekbalığı saldırısı altında 5 gün boyunca, kurtarılmayı bekledi. Görevinin çok gizli olması nedeni ile seyir bilgileri hiçbir üsse bildirilmediğinden, kurtarma bu kadar gecikir. Sonuçta, 316 denizci hayatta kaldı.
2. Dünya Savaşı'nda ve tüm tarihi boyunca, ABD Donanmasının bugüne kadar en büyük kaybı olarak kayıtlara geçen, bu olayı anlatan film, yarı belgesel nitelikte.
Başrollerinde, Nicholas Cage ve Tom Sizemore'un oynadığı filmde, aslında, bir çok karakter olayların gelişiminde ön plana çıkıyor. 2016 yapımı, 128 dakikalık film, yeni vizyona girdi. Savaş sahnelerinden çok, savaş esnasında askerlere odaklanan bir yapım olarak, özellikle yarı/belgesel yapımları sevenlere tavsiye ederim. Türkçe altyazılı olarak, İnternette bulmak mümkün.
Daha fazla bilgi almak isteyenler için IMDB sayfası:
USS İndianapolis
Not: Filmin bir kaç sahnesinde, Japonların az bilinen "Kaiten" intihar torpidolarına değinilmiş.
İsmi, "USS İndianapolis / Men of Courage" ({United States Ship: Amerika Birleşik [Devletleri] Gemisi)} İndianapolis / Cesur Adamlar)
Filmin senaryosu, 2. Dünya Savaşı'nda, Pasifik cephesinde geçen gerçek bir trajediye dayanıyor. USS Indianapolis, ABD Deniz Kuvvetlerine ait Portland sınıfı savaş gemisiydi. Kuzey Mariana Adalarında yer alan Tinian'daki ABD Hava Üssüne Japonyaya atılan ilk atom bombasının kritik parçalarını teslim etmekle görevlendirilir. Bu sınıfa dahil olan gemiler, özellikle denizaltı saldırılarından korunmak için, eskortsuz göreve gönderilmezken, "çok gizli" niteliği taşıyan bu görevi tek başına gerçekleştirmek zorundadır.
Dönüş yolunda bir Japon denizaltısı tarafından 2 torpido ile batırılır. 1.196 kişilik mürettebattan 300 tanesi, 12 dakika içerisinde batan gemi ile birlikte sulara gömüldü.
Saldırıdan kurtulan 896 denizci, sürekli köpekbalığı saldırısı altında 5 gün boyunca, kurtarılmayı bekledi. Görevinin çok gizli olması nedeni ile seyir bilgileri hiçbir üsse bildirilmediğinden, kurtarma bu kadar gecikir. Sonuçta, 316 denizci hayatta kaldı.
2. Dünya Savaşı'nda ve tüm tarihi boyunca, ABD Donanmasının bugüne kadar en büyük kaybı olarak kayıtlara geçen, bu olayı anlatan film, yarı belgesel nitelikte.
Başrollerinde, Nicholas Cage ve Tom Sizemore'un oynadığı filmde, aslında, bir çok karakter olayların gelişiminde ön plana çıkıyor. 2016 yapımı, 128 dakikalık film, yeni vizyona girdi. Savaş sahnelerinden çok, savaş esnasında askerlere odaklanan bir yapım olarak, özellikle yarı/belgesel yapımları sevenlere tavsiye ederim. Türkçe altyazılı olarak, İnternette bulmak mümkün.
Daha fazla bilgi almak isteyenler için IMDB sayfası:
USS İndianapolis
Not: Filmin bir kaç sahnesinde, Japonların az bilinen "Kaiten" intihar torpidolarına değinilmiş.
9 Ekim 2016 Pazar
Günün filmi: Attack on the Iron Coast / Demir sahile saldırı / 1968
1968 yapımı, başrollerinde Lloyd Bridges'in oynadığı, "Demir sahile saldırı" şeklinde tercüme edebileceğimiz film, Fransa sahillerinde yer alan, bir Alman deniz üssüne düzenlenen komando saldırısını anlatıyor. Filmin süresi, yaklaşık 90 dakika ve eski savaş filmleri meraklıları, İngiliz yapımı diğer savaş filmlerinden, bazı alıntılar yapıldığını fark edebilirler. (633. Squadron / Dilimize "Fedailer filosu" diye, tercüme edilmiştir.)
Filmin senaryosu, gerçek bir komando harekâtından yola çıkıyor. İngiliz komandoları, RAF (Royal Air Force) ve Royal Navy (İngiliz Deniz Kuvvetleri) eşliğinde, 28 Mart 1942 tarihinde, Operation Chariot (Savaş arabası harekâtı) kod ismiyle düzenlenen harekâtta, Fransa sahillerinde ki Saint Nazaire limanına başarılı bir saldırı düzenlemişler ve burada Almanlar tarafından inşa edilen, Atlantik sahilinde ki en büyük liman tesislerini kullanılmaz hale getirmişlerdir.
Bu operasyonun nedeni, Alman Deniz Kuvvetleri'nin (ve o güne kadar, insanlık tarihinde inşa edilen) en büyük savaş gemisi olan Tirpitz'i, Atlantik Okyanusu'nda kullanımını kısıtlamaktı. Herhangi olası bir hasar sonucu, tamir edilmesi gereken Tirpitz'in sığabileceği boyutlarda, tek "kuru havuz" Alman limanları dışında, Saint Nazaire'de inşa edilmişti. Söz konusu başarılı komando harekâtı sonucunda, Tirpitz'in operasyonel kapasitesi Kuzey Denizi ile sınırlandırılmıştır.
Film hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler için IMDB sayfası:
http://www.imdb.com/title/tt0062688/?ref_=fn_al_tt_1
Filmin senaryosu, gerçek bir komando harekâtından yola çıkıyor. İngiliz komandoları, RAF (Royal Air Force) ve Royal Navy (İngiliz Deniz Kuvvetleri) eşliğinde, 28 Mart 1942 tarihinde, Operation Chariot (Savaş arabası harekâtı) kod ismiyle düzenlenen harekâtta, Fransa sahillerinde ki Saint Nazaire limanına başarılı bir saldırı düzenlemişler ve burada Almanlar tarafından inşa edilen, Atlantik sahilinde ki en büyük liman tesislerini kullanılmaz hale getirmişlerdir.
Bu operasyonun nedeni, Alman Deniz Kuvvetleri'nin (ve o güne kadar, insanlık tarihinde inşa edilen) en büyük savaş gemisi olan Tirpitz'i, Atlantik Okyanusu'nda kullanımını kısıtlamaktı. Herhangi olası bir hasar sonucu, tamir edilmesi gereken Tirpitz'in sığabileceği boyutlarda, tek "kuru havuz" Alman limanları dışında, Saint Nazaire'de inşa edilmişti. Söz konusu başarılı komando harekâtı sonucunda, Tirpitz'in operasyonel kapasitesi Kuzey Denizi ile sınırlandırılmıştır.
Film hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler için IMDB sayfası:
http://www.imdb.com/title/tt0062688/?ref_=fn_al_tt_1
28 Temmuz 2016 Perşembe
Günün filmi: "Operation Chromite" fragmanı / Kore savaşı
Bugün tanıtmak istediğim film, 1950 Kore Savaşı'nı konu alıyor ve Güney Kore yapımı. Filmin ana konusu, Müttefik kuvvetleri tarafından (doğal olarak çoğunluğunu, Amerikan silahlı kuvvetleri oluşturuyor) İnchon sahillerine gerçekleştirilen çıkartma harekâtı. Film endüstrisi açısından ender rastlanan bir durum, Amerikalı bir artistin, Liam Nelson'un, bir Güney Kore yapımında başrollerden birisini oynaması. Liam Nelson, savaşın başlarında, müttefik kuvvetler başkomutanı olan Douglas Mac Arthur'u oynuyor. Bu harekât öncesinde Güney Kore'li ajanlar tarafından gerçekleştirilen keşif ve istihbarat toplama operasyonları filmin diğer ağırlık noktası. Kore Savaşı hakkında çekilen az sayıda film olduğunu düşünürsek, bu yılın Temmuz ayında vizyona gireceği ilan edilen film, kaçırılmaması gerekenler listesine girdi bile...
Fragmanı:
Fragmanı:
Etiketler:
1950,
günün filmi,
Kore savaşı,
Liam Nelson,
Mac Arthur,
savaş filmi
17 Temmuz 2016 Pazar
Günün filmi: Bismark'ı batırın! / 1960
Bugünkü filmimiz, 1960 İngiliz yapımı, "Bismarck'ı batırın!". Başrollerde, " uluslararası üne" sahip bir aktör yok. Konu, özellikle 2. Dünya Savaşı'nda denizciliğe ilgi duyan herkesin bildiği, 27 Mayıs 1941 tarihinde, Alman Bismarck savaş gemisinin batırılışı. "Hikayenin sonunu zaten biliyorum." demezseniz, bir de o devirdeki "özel effekt"'lerin basitliği sizi rahatsız etmezse, kaçırmayın, derim.
Not: Ülkemizde, ancak, 1966 yılında, "Devler Savaşı" olarak afişe edilmiş.
Film hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler için:
http://www.imdb.com/title/tt0054310/?ref_=nv_sr_1
Not: Ülkemizde, ancak, 1966 yılında, "Devler Savaşı" olarak afişe edilmiş.
Film hakkında daha fazla bilgi almak isteyenler için:
http://www.imdb.com/title/tt0054310/?ref_=nv_sr_1
29 Mayıs 2016 Pazar
Günün filmi: 9. Nisan / Danimarka'ya saldırı
Günün filmi, itiraf edeyim, şans eseri keşfettiğim,
Danimarka yapımı, çok yeni bir eser. Başlığı, ‘9 Nisan / Danimarka’ya saldırı”, 1940 yılında, Nazi
Almanya’sının, “Weserübung” (Weser manevrası) ismiyle gerçekleştirdiği Danimarka
ve Norveç istilasına dayanıyor.
Polonya’nın
işgaline seyirci kalan Müttefikler, Norveç’in, Almanya’ya yaptığı krom ihracını
engellemek için, bu ülkeyi işgal etmeye karar verirler. Ancak, bu işgali haber
alan, Alman Silahlı Kuvvetleri, daha önceden hazırlanmış ve “Weserübung” kod
ismi takılmış istila planını uygulamaya koyarak, Danimarka ve Norveç’e saldırır.
Film, 2015
yılında çevrilmiş, 93 dakikalık bir yapım. Tamamiyle, Danimarka’lı aktörler ve
çekim ekibi tarafından çekilen, belgesel tarzında filmin anlatımı çok gerçekçi.
Orijinal mekanlarda, orijinal araç ve silahlarla, hiç bir abartıya kaçmadan, Danimarka
gibi küçük bir ülkenin silahlı kuvvetlerinin, o devrin en güçlü ordularından
birine karşı verdikleri mücadeleyi akıcı bir dille anlatıyor. Hollywood ürünü
bazı “masallarla” karşılaştırınca, zevkle izliyorsunuz.
Sınıra en birlik bisiklet (Evet, bisiklet, yanlış okumadınız!) ve motorsiklet bölüğünün komutanı olan Teğmen Sandü, sınıra geçen, Alman birliklerine karşı ilk direnişi örgütlemekle görevlendirilir. Daha geride yer alan yerleşim yerlerinde ki birliklere, direniş için gerekli zamanı kazandırmak için, kendisinden kat ve kat üstün Almanlara karşı mücadele etmekle görevlendirilir.
Youtube’da Almanca fragmanı:
Sınıra en birlik bisiklet (Evet, bisiklet, yanlış okumadınız!) ve motorsiklet bölüğünün komutanı olan Teğmen Sandü, sınıra geçen, Alman birliklerine karşı ilk direnişi örgütlemekle görevlendirilir. Daha geride yer alan yerleşim yerlerinde ki birliklere, direniş için gerekli zamanı kazandırmak için, kendisinden kat ve kat üstün Almanlara karşı mücadele etmekle görevlendirilir.
Youtube’da Almanca fragmanı:
Bırakın ünlüsünü, tanıdık bir oyuncu bile bulmakta zorlanıyorsunuz; ancak, bu size hiç rahatsız etmeyecek, tam tersine gösterilen performansa ve senaryonun kendi içinde bütünlüğüne hayran olacaksınız. 2. Dünya Savaşı öncesinde, küçük bir ülkenin silahlı kuvvetlerinin yapısını, ellerinde ki silah ve insan gücüne dayanarak askeri stratejisini nasıl oluşturduğunu bile küçük vurgularla aktarmayı becermişler.
İşgal
sırasında, 16 ölü, 20 yaralı asker ve 3 sivil Danimarka’lı kaybına karşılık,
Alman ordusunun kayıpları 230 ölü asker olmuş. Kaybetmişler, ama direnmişler…
Daha fazla
bilgi için IMDB sayfası:
Vaktiniz olduğunda, bir şans verin.
Etiketler:
1940,
2. Dünya savaşı,
Danimarka,
Danimarka ve Norveç'in istilası,
günün filmi,
Weserübung
24 Ocak 2016 Pazar
Günün filmi: "Beyond The Frontline: Kampf Um Karelien" / "Cephe gerisinde: Karelya muharebesi" - Almanca fragman
Bugün fragmanını tanıtmak istediğim film, ülkemize çok uzak ve yabancı bir ülke olan(Kökenlerimiz, yakında olsa!) Finlandiya yapımı.
1939'da Sovyetler Birliği'nin, Finlandiya'ya saldırmasıyla başlayan "Kış Savaşı"'nın (Bazı belgelerde, "Finlandiya Seferi" olarak isimlendirilir.) sonunda, 1940 yılında imzalanan Moskova Barış Antlaşması ile Fin Karelyası'nın büyük kısmı Sovyetler Birliği tarafından ele geçirildi. Yaklaşık 400 bin Finli, Finlandiya içerisine dağıldı. Bu yenilgiyi unutmayan Finliler, Hitler ile anlaşma yapıp, "Barbarossa Harekâtı"'nda, 22 Haziran 1941 tarihinde, Sovyetler Birliği'ne saldırdı. Ancak, Finli lider Mareşal Carl Gustav Mannerheim, Fin ordusunun, "Kış Savaşı"'nda kaybettikleri toprakları geri aldıktan sonra, daha fazla ilerlemesine izin vermemiştir.
1941-1944 yılları arasında süren savaş, tarihe "Continuation War" olarak geçmiştir. 2. Dünya Savaşı Doğu Cephesi'nin göz ardı edilen muharebelerinin yer aldığı bu dönemden bir kesidi anlatan film, 2004 yılı Finlandiya yapımı.
Filmin senaryosu, İsveçli gönüllerin oluşturduğu 61. piyade birliğinin öyküsüne dayanıyor. Bu birlikte görev yapan İsveçli'lerin günlüklerine dayanılarak yazılan senaryo, bize oldukça uzak olan bir savaşı anlatıyor. Hollywood'un maddi olanaklarına ve tecrübesine sahip olmayan bir film endüstrisi tarafından çekildiğini unutmadan seyredin. Bence, bir çok Hollywood propagandasında çok daha gerçekçi.
127 dakikalık filmde, kullanılan silahlar ve araçlar bakımından tarihsel gerçekçiliğe mümkün olduğu kadar sadık kalınmış ve orijinal mekanlarda çekim yapılmış.
Filmin IMDB sayfası:
24 Kasım 2015 Salı
Günün filmi: "ERTUGRUL 1890" / Türkçe kısa tanıtım filmi...
21 Kasım'da bahsettiğimiz, "Ertuğrul 1890" isimli Japon/Türk ortak yapımı filmin, Türkçe kısa tanıtım filmi...
Etiketler:
1890,
1985,
Ertuğrul fırkateyni,
günün filmi,
Japon/Türk ortak yapımı
22 Kasım 2015 Pazar
Pazar günü filmi: 125 YEARS MEMORY (Ertugrul) - 125 yıllık hafıza / Fragman
Pazar günü filmi köşesinde bugün bir fragmana yer veriyoruz.
Bizim yapmamız gerekeni, Japonlar yapmış! 1890 yılında, Ertuğrul Fırkateyni'nin Japonya sahillerinde batışı ile başlayan ve 1985'te 215 Japon vatandaşının, İran-Irak savaşından kurtarılmasıyla devam eden, bir yardımlaşma öyküsünün anlatıldığı, "Ertuğrul 1890" filmi...
Bizim yapmamız gerekeni, Japonlar yapmış! 1890 yılında, Ertuğrul Fırkateyni'nin Japonya sahillerinde batışı ile başlayan ve 1985'te 215 Japon vatandaşının, İran-Irak savaşından kurtarılmasıyla devam eden, bir yardımlaşma öyküsünün anlatıldığı, "Ertuğrul 1890" filmi...
Etiketler:
1890,
1985,
Ertuğrul fırkateyni,
günün filmi,
Japon/Türk ortak yapımı
31 Temmuz 2015 Cuma
Günün filmi: Oba - Son Samuray / 2011 / 1944'de, Japon ordusunun Saipan direnişi!
15 Haziran 1944 tarihinde, Amerikan ordusu Pasifik'de ki Saipan adasına çıkarma yapar. 9 Temmuz tarihinde, Japon başkomutanın harikari yapar. Geriye kalan 4.000 Japon askeri, bir Banzai saldırısı ile Japonya'yı ve imparatorlarını onurlandırarak ölürler. Bunun üzerine, Amerikan Başkomutanı adanın ele geçirildiğini ve çatışmaların sona erdiğini ilan eder.
Ancak, herkes bir tek şeyi,daha doğrusu kişiyi unutmuştur. Yüzbaşı Sakae Oba! Emrindeki 47 asker ile 512 gün boyunca, dağlarda direnir. Japonya'nın tesliminden 3 ay sonra, Saipan Bölge komutanından gelen yazılı bir emir ile teslim olur. (Not: Emrindeki askerlerden bir tanesi, gelen emre rağmen bile teslim olmayı reddeder ve tek başına direnmek üzere kaçar!)
Film, konusuna rağmen fazla çatışma sahnesi içermiyor. Daha çok, Japonların yaşam/ölüm felsefesini işlemiş. Ülkeye ve imparatora karşı duyulan saygı, yiyecek ve içecek sıkıntısına rağmen düşmanla savaşmaya devam etmek, bir asker olarak esir olmak yerine intihar etmek, kişinin bireysel istek ve hayallerini toplumun çıkarı uğruna feda etmesi gibi, bize oldukca uzak gelen (ve her geçen gün daha da uzaklaşan!) sosyo-psikolojik konulara değinmiş. Tüm bunlar, bir grup Japon sivilin, askerlerle birlikte yaşamaya başlamasıyla daha da karmaşık hale geliyor.
Clint Eastwood'un yönettiği, "Iwo Jima'dan mektuplar" filminin, daha düşük bir bütçeyle çekilmiş olanı. Keyifle seyrediliyor, tavsiye ederim.
Ancak, herkes bir tek şeyi,daha doğrusu kişiyi unutmuştur. Yüzbaşı Sakae Oba! Emrindeki 47 asker ile 512 gün boyunca, dağlarda direnir. Japonya'nın tesliminden 3 ay sonra, Saipan Bölge komutanından gelen yazılı bir emir ile teslim olur. (Not: Emrindeki askerlerden bir tanesi, gelen emre rağmen bile teslim olmayı reddeder ve tek başına direnmek üzere kaçar!)
Film, konusuna rağmen fazla çatışma sahnesi içermiyor. Daha çok, Japonların yaşam/ölüm felsefesini işlemiş. Ülkeye ve imparatora karşı duyulan saygı, yiyecek ve içecek sıkıntısına rağmen düşmanla savaşmaya devam etmek, bir asker olarak esir olmak yerine intihar etmek, kişinin bireysel istek ve hayallerini toplumun çıkarı uğruna feda etmesi gibi, bize oldukca uzak gelen (ve her geçen gün daha da uzaklaşan!) sosyo-psikolojik konulara değinmiş. Tüm bunlar, bir grup Japon sivilin, askerlerle birlikte yaşamaya başlamasıyla daha da karmaşık hale geliyor.
Clint Eastwood'un yönettiği, "Iwo Jima'dan mektuplar" filminin, daha düşük bir bütçeyle çekilmiş olanı. Keyifle seyrediliyor, tavsiye ederim.
Etiketler:
1944,
2. Dünya savaşı,
günün filmi,
Japon ordusu,
Pasifik cephesi,
Saipan
31 Mayıs 2015 Pazar
Günün filmi: "Kamikaze" pilotlarını konu edinen, son Japon yapımı film, 'The Eternal Zero'! / "Ölümsüz Zero"
2. Dünya Savaşı'nın, Pasifik cephesine damgasını vuran olgulardan biri, Japon Silahlı Kuvvetlerinin 1944 sonbaharından itibaren başlattığı "Kamikaze" saldırılarıdır. Tercüme etmeye çalışırsak, Japonca, "Kami", "Tanrı" veya "tanrısal", "Kaze" ise, "rüzgar" anlamına gelir.
Kelimenin kökeni, 1274 ve 1281 tarihlerinde, Kubilay Han'ın Japonya'yı işgal amacı ile yolladığı 2 filoyu batıran, tayfunları yaratan, rüzgarlara dayanır.
1942 yılı boyunca, Amerikan donanmasının gerçekleştirdiği bir kaç harekât sonrasında, Japan Hava Kuvvetleri, sahip olduğu, tecrübeli pilotların büyük bir kısmını yitirdi. (Solomon adaları, Yeni Guinea ve Santa Cruz Operasyonları gibi..) Bunun yanında, savaş boyunca, Japonlar yeni pilot eğitimine hiç bir zaman gereken önemi vermediler.
Ayrıca, Amerikan donanması, Pasifik okyanusuna düşen pilotlarını kurtarmak için her türlü çabayı gösterirken, Japonlar hem gereken olanaklara sahip değildiler, hemde "ölüm", zaten, İmparator ve Japonya için ulaşılabilecek en yüksek mertebe idi. Ayrıca, uçak teknolojisinde, savaş ilerledikçe, Amerikalıların gerisine düştüler. Bu da, hem hava savaşlarında hem de gemi ve yer hedeflerine yaptıkları saldırılarda başarı oranlarını çok düşürdü.
Bu durum karşısında, Japon üst komuta kademesi, "bir uçak bir gemi" sloganı ile, saldırıyı yapan pilotların, bir intihar saldırısı ile düşman gemilerine çarpmalarını öngören bir uygulama başlattı.
Şunu da unutmamak gerekir ki, normal koşullarda, düşmana saldıran uçağı kullanan pilot, kendisini ve uçağı kurtarmak amacıyla (hayatta kalma refleksinin bir gereği!), bir noktadan sonra, kaçmaya çalışır. Buna bağlı olarak, taşıdığı bomba veya torpedoyu, hedefi vurup vurmayacağını düşünmeden atar.
Kayıtlara göre, ortalama olarak, savaşın sonuna kadar 4.000'e yakın kamikaze saldırısı yapılmıştır. Ancak, bunların yalnız, % 20'sinin hedeflerini vurduğu saptanmıştır.
"Kamikaze" konusunda, en çok tartışılan diğer bir unsur ise, pilotların, gerçekten "gönüllü" olup olmadıkları idi. Her ne kadar, yapılan propaganda, bu pilotların, gönüllü olarak, imparator ve Japonya için, kahramanca, kendilerini feda ettiklerini anlatsa da, son 20 yılda yapılan bazı araştırmalar, bunun her zaman öyle olmadığını kanıtlamıştır
"Gönüllü" olarak seçilen bir çok pilot, savaş bitimi nedeniyle, hayatta kaldıklarından, bunların bir kısmı, son 20 yıl içerisinde, yaptıkları açıklamalarla, konuya değişik bakış açıları getirmişlerdir.
İşte, bu 2013 yapımı film, bir avcı uçağı pilotunun öyküsü etrafında, bu konuyu işliyor. 144 dakikalık uzun bir film ve fazla savaş sahnesi yok. Pilotların, birey ve grup olarak konuya yaklaşımlarını, üst düzey komuta kademesinin tavrını, sivillerin yaşadıklarını anlatan çok güzel bir yapım.
Japonlar artık, kendi hikayelerini anlatmaya başladılar, seyredin..
Kelimenin kökeni, 1274 ve 1281 tarihlerinde, Kubilay Han'ın Japonya'yı işgal amacı ile yolladığı 2 filoyu batıran, tayfunları yaratan, rüzgarlara dayanır.
1942 yılı boyunca, Amerikan donanmasının gerçekleştirdiği bir kaç harekât sonrasında, Japan Hava Kuvvetleri, sahip olduğu, tecrübeli pilotların büyük bir kısmını yitirdi. (Solomon adaları, Yeni Guinea ve Santa Cruz Operasyonları gibi..) Bunun yanında, savaş boyunca, Japonlar yeni pilot eğitimine hiç bir zaman gereken önemi vermediler.
Ayrıca, Amerikan donanması, Pasifik okyanusuna düşen pilotlarını kurtarmak için her türlü çabayı gösterirken, Japonlar hem gereken olanaklara sahip değildiler, hemde "ölüm", zaten, İmparator ve Japonya için ulaşılabilecek en yüksek mertebe idi. Ayrıca, uçak teknolojisinde, savaş ilerledikçe, Amerikalıların gerisine düştüler. Bu da, hem hava savaşlarında hem de gemi ve yer hedeflerine yaptıkları saldırılarda başarı oranlarını çok düşürdü.
Bu durum karşısında, Japon üst komuta kademesi, "bir uçak bir gemi" sloganı ile, saldırıyı yapan pilotların, bir intihar saldırısı ile düşman gemilerine çarpmalarını öngören bir uygulama başlattı.
Şunu da unutmamak gerekir ki, normal koşullarda, düşmana saldıran uçağı kullanan pilot, kendisini ve uçağı kurtarmak amacıyla (hayatta kalma refleksinin bir gereği!), bir noktadan sonra, kaçmaya çalışır. Buna bağlı olarak, taşıdığı bomba veya torpedoyu, hedefi vurup vurmayacağını düşünmeden atar.
Kayıtlara göre, ortalama olarak, savaşın sonuna kadar 4.000'e yakın kamikaze saldırısı yapılmıştır. Ancak, bunların yalnız, % 20'sinin hedeflerini vurduğu saptanmıştır.
"Kamikaze" konusunda, en çok tartışılan diğer bir unsur ise, pilotların, gerçekten "gönüllü" olup olmadıkları idi. Her ne kadar, yapılan propaganda, bu pilotların, gönüllü olarak, imparator ve Japonya için, kahramanca, kendilerini feda ettiklerini anlatsa da, son 20 yılda yapılan bazı araştırmalar, bunun her zaman öyle olmadığını kanıtlamıştır
"Gönüllü" olarak seçilen bir çok pilot, savaş bitimi nedeniyle, hayatta kaldıklarından, bunların bir kısmı, son 20 yıl içerisinde, yaptıkları açıklamalarla, konuya değişik bakış açıları getirmişlerdir.
İşte, bu 2013 yapımı film, bir avcı uçağı pilotunun öyküsü etrafında, bu konuyu işliyor. 144 dakikalık uzun bir film ve fazla savaş sahnesi yok. Pilotların, birey ve grup olarak konuya yaklaşımlarını, üst düzey komuta kademesinin tavrını, sivillerin yaşadıklarını anlatan çok güzel bir yapım.
Japonlar artık, kendi hikayelerini anlatmaya başladılar, seyredin..
Etiketler:
2. Dünya savaşı,
günün filmi,
Japon hava Kuvvetleri,
Kamikaze,
Pasifik cephesi,
video
24 Mayıs 2015 Pazar
Günün filmi: Dunkirk / 1958
Bugünkü filmi tanıtırken, herşeyden önce, "siyah/beyaz"-çekim olduğunu vurgulamam gerekir. 1958 yapımı filmin başrollerinde oynayan artistler arasında benim tanıdığım, sadece, Richard Attenborough, uluslararası bir üne sahip. John Mills, Bernard Lee (James Bond filmlerinde, "M" rolü ile zihinlerde kalmıştır.) gibi, daha çok İngiliz film endüstrisinde ün kazanmış aktörlerin ağırlıklı olarak rol aldığı bir film.
Dolayısıyla, film daha çok, bizim gibi, "oldies" nesline hitap edebilir. Konusunu, 2. Dünya Savaşı'na ilgi duyupta bilmeyen yoktur, herhalde. 26 Mayıs - 3 Haziran 1940 tarihleri arasında gerçekleştirilen, Dunkerque Tahliyesi, diğer adıyla Dinamo Operasyonu, filmin senaryosunu oluşturuyor.
Fransa'nın Dünkerk (Dunkerque) kıyılarında 400 bin askerinin Alman kuvvetleri tarafından kuşatılması üzerine, 9 gün devam eden bu amfibik tahliyeye, sadece İngiliz Bahriyesi değil, her eşit tipte ve boyda sivil tekne ve denizcide katılmıştır.
338.226 askerin tahliyesi ile biten operasyon, 2. Dünya Savaşı'nın başlangıcından beri, Müttefiklerin gösterdiği ilk başarıdır.
16 Ekim 2014 Perşembe
Günün filmi: Zulu / 1964
"Savaş filmleri klasikleri" adı altında ki bölüme, bugün eklemek istediğim film, "Zulu"
1964 yapımı, "Diamond Film" isimli İngiliz film şirketi tarafından çekilmiş, 138 dakikalık fimin başrollerinde, Stanley Baker, Jack Hawkings ve Michael Cain oynuyor. Yönetmenliğini Cy Endfield'in yaptığı film gerçek bir askeri çatışmayı anlatıyor. (Küçük bir not: Oyuncular arasında yer alan, günümüzün yıldız sinema sanatçısı Michael Cain, o tarihlerde, çok ünlü değil.)
"Rorke's Drift" adı verilen çiftlikte 22 - 23 Ocak 1879 tarihlerinde, Britanya ordusuna mensup Royal Engineers alayından yaklaşık 140 askerin, sayıları tahminen 3.000 ila 4.000 arasında değişen Zulu savaşçısını karşı direnişlerini anlatır.
Çatışmanın sonunda, tahminen Britanya ordusu kayıpları, yarısı ölü olmak üzere 35 civarındadır. Zuluların verdiği kayıplarda, yaklaşık yarısı ölü olmak üzere 800 civarında dır.
Kıyafetlerden, silahlara kadar kullanılan eşyalarda orijinalliğe dikkat etmeleri, filmin büyük bir kısmını, orijinal mekanlarda çekmeleri ve Zuluları oynayanların gerçek Zulu kabilesinden olması, bence, filmi "Klasikler" arasına sokmaya yetmiştir. Bu arada, müziğini de unutmayalım.
İngilizce bilenler için, aşağıda youtube'dan bir link. Bilmeyenler, Türkçe montaj veya Türkçe altyazılısını rahatlıkla bulabilirler.
Film hakkında daha ayrıntılı bilgi için IMDB sayfası:
Etiketler:
19. yüzyıl,
Güney Afrika,
günün filmi,
Jack Hawkings,
koloniler tarihi,
Michael Cain,
Rorke's Drift,
Stanley Baker,
Zulu
16 Ocak 2011 Pazar
Günün klasiği: El Cid / 1961
Uzun süredir, bloğa bir "Savaş filmleri klasikleri" adı altında bir bölüm eklemek istiyordum. Bugüne ve "El Cid" filmiyle "Reconquista" (Dilimize, her ne kadar, "yeniden fetih" olarak tercüme edilse de, tartışmalı bir deyimdir!) dönemine (722 - 1492) kısmetmiş.
Başrollerinde, Charlton Heston ve Sophia Loren'in oynadığı ve yönetmenliğini Anthony Mann'ın yaptığı film, 1961 yapımı film "Klasikler" arasına girmiştir.
1960'lar, Hollywood'un dev bütçeli tarih filmleri çevirdiği dönem. Kullanılan silah ve kıyafetler, senaryonun geçtiği orijinal bölgelerde, binlerce figüranla yapılan çekimler, ünlü kompozitörler ve orkestraların yarattığı muhteşem müzikler eşliğinde, ortaya defalarca seyredilebilen klasikler çıkmış. Charlton Heston ve Sophia Loren'in oyunculuğunu vurgulamaya bile gerek yok.
İngilizce bilenler için, aşağıda youtube'dan bir link. Bilmeyenler, Türkçe montaj veya Türkçe altyazılısını rahatlıkla bulabilirler.
Film hakkında daha ayrıntılı bilgi için IMDB sayfası:
Şunu asla unutmayalım ki, Hollywood gözünden, Hıristiyanların Müslümanlara karşı savaşında önemli rol oynayan Kastilyalı bir komutanın hayatından bir kesit anlatılıyor. Ancak, gerek, söz konusu kahramanın o döneme göre "açık fikirliliği", gerekse dönemin kendine has koşulları, mümkün olan ölçüler içerisinde "objektif"(!) bir eser ortaya konmuş.
Kafayı fazla yormadan seyredin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







