Öne Çıkan Yayın

Günün sözü: "Fransa'ya, "Liberté, égalité, fraternité", "süvari, piyade, ve topçuluk"'dan daha az rehberlik etmiştir."

"Liberté, égalité, fraternité" özdeyişi dilimize "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" olarak çevrilebilir. Bu üçlemenin ne a...

Fransız tankları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fransız tankları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2015 Cumartesi

Fransız tankları hem sayısal hem kalite bakımından Alman tanklarından üstün mü? Bölüm - IV

Char B_bis, Fransız ordusunun sahip olduğu ve seri üretimi gerçekleştirilen en ağır tanktı. (10 adet üretilen Char 2C tankını dahil etmezsek!) 32 ton ağırlığındaydı ve 4 kişilik bir mürettebatı vardı. 2 adet 7,5 mm.'lik makinalı tüfeği vardı. Bu ağırlıkta, hızı, doğal olarak 17 mil ile sınırlıydı. Başlangıçta Alman tank ve tanksavarlarının korkulu rüyası idi. 60 mm.'lik zırhı ise, uzak mesafelerden, ancak 8.8'lik uçaksavar topları tarafından delinebiliyordu. Ancak, zamanla, bu "yürüyen devin" en zayıf tarafının, "havalandırma ızgaraları" olduğunu saptayan, Almanlar için, bir sorun olmaktan çıktı.

Tek kişilik tarete yerleştirilmiş olan 47 mm.'lik topun yanında, gövdeye sabitlenmiş 75 mm.'lik ikinci bir topu daha vardı.  Aslında, bir "havan topu" olarak kullanılmak amacıyla üretilmiş olan bu top, tüm Alman tanklarının zırhlarını delebiliyordu. Ancak, öngörülebildiği gibi en büyük dezavantajı, topu döndürmek için, gövdeyi döndürmek gerekiyordu.

Diğer bir sorun ise, tankı kullanan sürücü, aynı zamanda, topun eğimini ayarlamakla görevliydi. Tıpkı, tarette tek başına birden fazla fonksiyonu yerine getirmek zorunda olan tank komutanı gibi, aynı anda birden fazla karar vermek ve uygulamak zorundaydı.

Buna, bir de, bir çatışma esnasında, oluşan gürültü, toz, sıcaklık ve kişisel stresi eklersek, altından kalkması zor olan bu görevler çok daha yıpratıcı bir hale geliyordu.Diğer bir değişle, öteki Fransız tankları ile kıyaslandığında, bu tankda, verimliliği düşük olan 1 değil, 2 hayati pozisyon vardı.

4 bölümden oluşan bu kısa derlemeden de anlaşılacağı gibi, Fransız ordusu, İngilizlerden sonra, "tank" konusunda, ilk seri üretimi ve kullanımı gerçekleştirmelerine rağmen, 1. Dünya Savaşı'nı izleyen dönemde, bu yeni silahın taktiksel ve stratejik kullanım doktrinini geliştirememişlerdir.

Teknolojik açıdan bakıldığında, zırh ve ateş gücüne yatırım yapmışlar; ancak, tek kişilik taret uygulamasından vazgeçmediklerinden, ateş gücünün taktiksel anlamda kullanma konusunda, ilerleme kaydedememişlerdir.

Operasyonel düzeyde, birlikler arasında ki haberleşmenin, bisikletli ulaklar tarafından gerçekleştirildiği bir ordudan, askeri strateji açısından başarılı olmasını beklemek ise, hayalperestlik olurdu.
İlginizi çekebilecek diğer yazılar:
Tank

14 Eylül 2015 Pazartesi

Fransız tankları hem sayısal hem kalite bakımından Alman tanklarından üstün mü? Bölüm - III

"Hotchkiss H-35", 2kişilik mürettebatı ve 12 tonluk ağırlığıyla, hafif bir tankdı. Ağırlığı 11 ton, zırhı 34 mm. kalınlığındaydı. Ortalama hızı, saatte 28 km. idi. Standard silahları, 37 mm. top ve 1 adet 7,5 mm.lik makinalı tüfekti.

1933 yılında, Renault FT-17 modelinin yerini almak üzere dizayn edilmiş ve 1936 yılından itibaren seri üretimine geçilmiştir. Esas üretim amacı, FT-17'de olduğu gibi, "piyade destek" idi. Ancak, yapılan testler sonucunda, arazi performansının çok kötü olduğu ortaya çıktı. Motorun zayıflığı, arazide ki hızını çok azaltıyordu. Çekiş gücünün yetersizliği, bazı arazi koşullarında, devrilmesine neden oluyordu. Vites mekanizmasını sık sık bozulmaktaydı. Bundan dolayı, tankın, ancak, arazi dışı kullanıma uygun olduğuna karar verildi. Aslında, seri üretimine geçilmemesi gereken, yanlış bir projeydi. Politik nedenlerden ve ordunun içinde bulunduğu mali güçlüklerden dolayı, üretilen ilk 300 adedi, süvari birliklerine dağıtıldı.

Tank, birbirlerine cıvatalarla bağlanmış 6 ana zırh bölümünden oluşmaktaydı.Şaseyi, tarete bağlayan gövde, mümkün olduğu kadar, "eğimli" dizayn edilmişti. Bunda ki amaç, tank personelini ,mümkün olduğu kadar düşman mermilerinden korumak idi. Ancak, kullanılan çeliğin kalitesi ve işleme teknikleri, istenilen kalite ve sağlamlıkta bir koruyucu zırh üretimine izin vermiyordu.

Diğer en büyük dezavantajları 2 kişilik mürettebatı, tek kişilik tareti ve telsizinin olmamasıydı. (Diğer bir deyişle, Fransız tanklarının klasik özellikleri!)


Polonya seferinde kullanılan Panzer III ve IV'ün özellikleri, Fransa'ya sığınan Polonya'lı subaylar tarafından anlatılınca, H-35'in ateş gücünün yetersiz kalacağı anlaşıldı. O tarihten sonra, yerine H-39 modeli üretilmeye başlandı.

1942 yılında Rusya ve Afrika cephelerinde, "kundağı motorlu top" ve "tank avcısı" (tank şasesi üzerine oturtulmuş AT şeklinde!) olarak kullanılmıştır. Bir kısmı, cephane taşıyıcısı olmak üzere modifiye edilmiştir, bu modellerin çıkartılan taretleri "sabit müstahkem mevzi" görevi görmüştür.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:
Tank

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Fransız tankları hem sayısal hem kalite bakımından Alman tanklarından üstün mü? Bölüm - II

Fransız ordusu, mali açıdan, "Büyük Depresyon"'un yarattığı finansal zorluklardan çok fazla etkilenmişti. Buna, "Majino Hattı"'nın bakımı için harcanan büyük rakkamlarda eklenince, Kara Kuvvetleri'nin diğer birimlerine harcanacak fazla bir para kalmıyordu. Askerlerin maaşı çok düşüktü ve yaşam koşulları kötüydü. Buna bağlı olarak, orduda disiplin zayıftı. Subay kademesi, ağırlıklı olarak, kendisini soyutlamış ve bunun sonucunda, emir/komuta zincirinde büyük eksiklikler oluşmuştu. Ordunun bir bütün olarak hareket etmesi zorlaşmıştı.

Char Somua 35, orta tank sınıfına giriyordu. 20 ton ağırlığındaydı ve 3 kişilik bir mürettebata sahipti. 47mm. lik bir topa sahipti ve zırh kalınlığı ortalama olarak, 55 mm. idi. 7,5 mm.'lik 1 adet makimeli tüfeği vardı. Saate ki ortalama hızı 25 mil ile ortalamanın üstündeydi. Bütün Fransız tanklarında görülen süspansiyon sistemine sahipti. Yine, tüm Fransız tanklarında olduğu gibi, tüm süspansiyon sistemi koruyucu bir zırh plaka ile kaplanmıştı.



En büyük dezavantajı, tüm diğer Fransız tanklarında olduğu gibi, tek kişilik tareti idi. Düşman tanklarına karşı kullanılmak amacıyla inşa edildiğinden dolayı, zırhın kalınlığına ve şekline çok önem verilmiştir. Bilhassa, ön tarafda ki zırh, T-34'de ki kadar olmasa da, "eğimli" bir biçimde dizayn edilmeye çalışılmıştır. (Ara not: Sherman tankının dizaynında, örnek alındığı iddia edilir!)

O tarihlerde, ateş gücü,korunma ve hız arasında ki dengeyi kuran ve mekanik açıdan "çok güvenlir" bir tank idi. 2. Dünya Savaşı'nın geri kalan yıllarında, Alman ordusu tarafından bir çok cephede, farklı amaçlarla da olsa, kullanılması bunun en iyi kanıtıdır.
İlginizi çekebilecek diğer yazılar:
Tank

22 Ağustos 2015 Cumartesi

Fransız tankları hem sayısal hem kalite bakımından Alman tanklarından üstün mü? Bölüm - I

1940 Batı/Fransa seferi ile ilgilenen herkesin en çok şaşırdığı konulardan birisi, söz konusu seferde, Fransız tanklarının hem sayısal hem kalite bakımından, Alman tanklarından üstün olduğu gerçeğidir.

1940 Batı seferi öncesinde, Fransız ordusunda 94 tümen savaşa hazır haldeydi. Bu yaklaşık, 2.250.000 adet asker yapmaktaydı.Fransız topçusu, sayısal olarak bir üstünlüğü sahip olsa da, topların çoğu, 1. Dünya Savaşı'ndan kalma, modası geçmiş toplardı.

Bu bilgilerden yola çıkarak, Fransız topçusunun, muharebelerde tank birliklerine  ya çok az ya da hiç destek ateşi sağlamadığını/sağlayamadığını yazabiliriz. (...ki, Fransız zırhlı doktrininde zaten bu tipde bir düşünce ve planlamaya yer yoktu!)

Her ne kadar, Fransız tankları, Somua ve Char tipleri, Alman tanklarından bir çok açıdan üstünseler de, komuta düzeyinin sahip olduğu "taktiksel doktrin" tankları, hâlâ, bir "piyade destek" silahı olarak görüyordu. Bundan dolayı, tank tümenlerinin muharebe alanlarında, bağımsız bir birlik olarak operasyonel düzeyde kullanımı mümkün değildi. Ayrıca, alelacele 1940 yılında kurulan, bir kaç Fransız tank tümenlerinde ki tank sayısı, Alman tank tümenlerindekilerin neredeyse yarısı idi.

Bir kaynağa göre, savaşa katılan müttefik tanklarının sayısı 1.300 adetti. Ancak, bunlar birer tank tümeni olarak muharebeye gönderilmek yerine, çok sayıda piyade tümenine destek olmaları için dağıtıldı. Bu uygulamanın, ne tank tümenlerine, ne de piyade tümenlerine bir faydası oldu.

Fransız tanklarını sahip oldukları teknik özellikler açısından incelersek:

Genel olarak, tüm müttefik tankları, kendi sınıfları içinde karşılaştırıldığında, hafif, orta ve ağır olarak, Alman rakiplerinden, zırh kalınlığı ve ateş gücü bakımından üstündüler.

Bunun acısını, 1940 batı seferinde, en çok Alman tanksavarcıları çekmiştir. Bir,iki istisna dışında, ellerinde, ana tanksavar silahı olan 37 mm. PAK (Panzer abwehr kanone: "Tank savar silah") etkisiz kalmıştır. Alman askerlerini kendi aralarında "PAK" kısaltmasını "Panzer anklopf kanone: Tank tıklatma silahı" olarak değiştirmişlerdir. (Not:Anklopfen: Kapıyı çalmak anlamına gelir!)

R-35, 1935 yılında planlanmış ve 1940 tarihinde, 850 adetle Fransız ordusunun mevcudunda ki birinci sırayı almıştır. Piyadeye destek amacıyla planlanmıştı. Bundan dolayı ortalama hızı saatte 12 mil idi. 2 mürettebatlı, 10 tonluk ağırlığı sahip hafif bir tanktı. 45 mm.lik zırhı ve 37 mm.lik bir topu vardı. Çok yavaş olduğundan, (piyadenin eşlik edebileceği bir hızda olması gerekiyordu!) operasyonel bir düzeyde kullanılması mümkün değildi. 7.5'lik bir makinalı tüfeği vardı. Tüm bunların yanında en büyük dezavantajı, taretin tek kişilik olmasıydı. Buna bağlı olarak, komutan aynı zamanda, top nişancısı, doldur/boşaltıcı ve telsizci olarak görev yapmak zorunda kalıyordu.

Diğer bir değişle, aynı anda 4 görevi birden yerine getirmeye çalışan komutanın, muharebe alanında ki gelişmelere/hareketliliğe hakim olması, doğal olarak imkansız idi. Bu da, tankın bir silah olarak taktiksel açıdan bile kullanımını çok sınırlıyordu.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:
Tank