Öne Çıkan Yayın

Günün sözü: "Fransa'ya, "Liberté, égalité, fraternité", "süvari, piyade, ve topçuluk"'dan daha az rehberlik etmiştir."

"Liberté, égalité, fraternité" özdeyişi dilimize "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" olarak çevrilebilir. Bu üçlemenin ne a...

günün kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günün kitabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2017 Salı

Günün kitabı: Zheng He'nin Batı Okyanuslarına Seyahatleri / Wang Jienan

Bugün tanıtmak istediğim kitap, Kaynak Yayınları'ndan 2016 yılında piyasaya verilmiş. 86 sayfalık küçük bir eser.

Daha önceki yazılarımızda, "askeri tarih" yazımında Batı ve özelllikle Anglo-Sakson akımının etkisinden ve ağırlığından bahsetmiştik. Her ne kadar son 20 yıldır, askeri tarih edebiyatında bu eksenin dışına çıkan eserlerin sayısı artsa da, hala azınlıktalar. Kitap fakiri ülkemizde ise, durum doğal olarak daha da kötü.

Bugün ele aldığımız kitap, bu açıdan bir istisnayı oluşturuyor. Kitap Zheng He'yi ve onun Batı Okyanuslarına yedi seyahatinin hikayesini anlatıyor.



Ming Hanedanlığı döneminde devasa filolara kumanda eden Çinli amiral Zheng He, 1405 ile 1433 yılları arasında, yani Avrupa'da Keşifler Çağı diye bilinen dönemden yarım yüzyıl önce, Batı Pasif ik ve Hint Okyanusu kıyılarında 30'dan fazla ülkeyi ziyaret etti. Zheng He'nin seyahatleri Ming Hanedanlığı döneminde Çin ile Güneydoğu Asya, Güney Asya, Batı Asya ve Doğu Afrika ulusları arasındaki dostluk ilişkilerini kuvvetlendirdi ve tarafların tamamının “kazan-kazan” prensibine uygun şekilde faydalandığı eşsiz bir ekonomik ve kültürel alışverişi beraberinde getirdi.

Gerek ele aldığı dönem gerekse incelediği konu (Çin donanması) açısından farklılık yarattığı için, mutlaka her askeri tarih meraklısının kütüphanesinde bulunması gereken bir eser.

19 Kasım 2017 Pazar

Günün kitabı: "2. Dünya Savaşı yolunda Japonya"

Bugün tanıtmak istediğim kitap, 2015 yılında, "Kitap dostu" yayınevi tarafından piyasaya verilmiş. 254 sayfalık eserin yazarı Sinan Levent.

Bu kitap tanıtımında, farklı olarak, aynı zamanda, tarih çalışmalarında gazetelerin yeri ve önemine kısaca değineceğiz. (En azından İnternet hayatımızda büyük bir yer edinmeye  başlayana kadar!)

Tarih çalışmalarının, çoğu zaman göz ardı edilen önemli kaynaklarından birisi günlük gazetelerdir. (Yeni nesil pek bilmez, eskiden haftalık ve aylık gazetelerde vardı!)
Günlük gazete, genelde bir gün önceki veya daha önemli olaylarda daha yakın bir süre öncesinde gerçekleşen bir olayı aktaran bir kaynaktır.

Sadece haber aktarmakla kalmazlar, yorumlarlar ve hatta hikaye tarzında bir sunum yaparlar.

Gazetelerin toplumlarda kendini yer bulma sürecine bakarsak, ağırlıklı olarak 20. yüzyıl tarihi üzerine çalışma yapan her tarihçi için gazeteler vazgeçilmez bir yazılı kaynaktır.

Her ne kadar verilen haberler kişisel yorum ve hatta hikaye ile mizah içerebilse de, gün be gün bilgi içeren bir sürü haber içeren bu yazılı kaynağı göz ardı etmek doğru olmaz. Araştırılan konu hakkında çok sayıda veri ve belge bulunabileceği gerçeği, günlük gazeteleri, en azından modern tarih araştırmaları için vazgeçilmez kılar.

İşte, bugün bahsetmek istediğim kitap, bu gerçekten yola çıkarak yazılmış.



Kitabın tanıtım yazısından:
"Kısa sürede benzerine zor rastlanan bir kalkınma süreci yaşayan Japonya, 1930 senesi itibariyle dünyanın önde gelen ülkeleri arasına girmiştir. I. Dünya Savaşı sonunda meydana gelen yeni uluslararası düzen içerisinde büyük devletler arasında kendine yer edinmeyi başaran Tokyo yönetimi, II. Dünya Savaşı öncesinde Mançurya'yı istila etmiş, daha sonra Asya Pasifik sularında ve Çin Anakarasında topraklarını genişletmeye çalışmıştır. Bu durum, özellikle bölgede çıkarları olan Batılı devletleri endişelendirmiş ve tedbir alma yoluna itmiştir. Japonya'nın Batılıların Asya'daki hâkimiyetine son vererek Asyalı halkları kendi şemsiyesi altında birleştirmeye yönelik faaliyetleri, Avrupa Devletleriyle sorun yaşamakta olan Çin, Hindistan gibi ülkelerdeki halk ve Türkiye gibi yakın geçmişinde Batılı Emperyalistlerin saldırılarına maruz kalmış devletlerin kamuoylarınca yakından izlenmiştir.

Her ne kadar son yıllarda Japon Tarihi ile ilgili çalışmalarda bir artış gözlense de, toplumsal hafızanın ve genel kanaatlerin oluşmasında etkili olduğunu düşündüğümüz yazılı basın üzerine şimdiye kadar hiç bir çalışma yapılmamıştır. Hâlbuki devlet görevlileri ya da aydın tabakanın dışında kalan Cumhuriyet dönemi Türk kamuoyunda Japonya bilgisi ve imajının oluşmasındaki en önemli araç, şüphesiz gazetelerdir.

Okuyucular bu çalışmayı bitirdiğinde, modern dönem Doğu Asya uluslararası ilişkiler tarihinin merkezindeki Japonya'nın, ortak toplumsal bilincin oluşmasında en büyük araçlardan birisi olan Türk yazılı basınındaki algısına dair fikir sahibi olabilirler."


Başlığı "2. Dünya Savaşı yolunda Japonya" olan kitap, 1930'lu yıllarda Cumhuriyet gazetesinde çıkan haberlerden derlenerek yaratılmış bir eser. 30'lu yıllarda Uzak Doğu'ya saldırgan dış politikası ile damgasını vuran Japonya, o dönem gazetelerin ilk sayfalarında sıkça kendine yer bulan bir haber olmuştur.

Bir okuyucu olarak benim ilk tepkim, bu tip bir araştırmanın neden tek bir gazetenin baz alınarak yazıldığıydı. O dönemin koşulları üzerinde düşününce, hem Cumhuriyet gazetesinin piyasada devlet destekli hakimiyeti hem de sahip olduğu gazetecilik birikiminin bunda büyük bir rol oynadığını anladım.

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Günün kitabı: Mac Arthur / Kastaş Yayınları - Bölüm 2!

"Günün kitabı" başlığı altında yayınladığımız yazılara bugün, üyelerimizden Ahmet beyin Kastaş yayınlarından çıkmış olan "Mac Arthur" kitabı hakkında ki tanıtımının 2. bölümünü ekliyorum.
"Sydney L Mayer’in 2002 yılında Kastaş Yayınlarında çıkan Mac Arthur hakkındaki kitabı, Amerikan tarihinin bu karizmatik ve çok popüler Generali hakkında yazılmış orta hacimli bir eser. 1935 yılında 55 yaşında iken emekli olur ve yeni kurulmakta olan Filipinler Ordusunun başına Mareşal rütbesi ile geçer. Böylece Amerikan tarihindeki tek (Amerikan Ordusunun değil Filipinler Ordusunun Mareşalidir.) yabancı bir ordu tarafından verilmiş olsa da Mareşal unvanı taşıyan General olur. 1941 yılında Japonların Pearl Harbour Baskını sonrası Filipinlere de saldırması ile birlikte Mac Arthur’un kariyerindeki en zorlu süreç başlar. Kitap burada Mac Arthur’un 1935 ile 1941 yılları arasında Filipinler Ordusunu ve Filipinler Adalarının savunulması için gerçekte hiçbir şey yapmadığını idda eder. Mac Arthur’un para sıkıntısının ardına sığındığını belirtir ki bu konunun Grup içerisinde bir alt başlık olarak tartışılması taraftarı olduğumu da ifade edeyim.
1942’de Filipinler Adasından ayrılan Mac Arthur, Güneybatı Pasifik Müttefik Kuvvetleri Baş komutanı olur. Orta, Güney ve Kuzey Pasifik Cephesi ise ABD Donanmasından Amiral Nimitz’e tevdi edilir. Kitap burada Her iki cephe komutanı arasında, Mac Arthur ve Nimitz kastediliyor, rekabet yaratılarak Japonya’ya karşı yürütülen savaşın daha bir erken tarihte sonuçlandırılmak istenmesi gerçeğinin de altını çizer. Yazar, Mac Arthur’un Filipinlerin işgaline kadar, Japonların güçlü olduğu adalar guruplarına saldırılmadan bunların atlanması ve daha zayıf adaların ele geçirilerek hava alanı – donanma üssü inşa ederek atlanan kuvvetli Japon üslerinin kademe kademe imkansızlık içinde bırakılarak tecrit edilmesine yönelik savaş stratejisini haklı buluyor. Filipinlerin işgalini ise verilen büyük can kayıpları ve bu ada gurubunun Japonya’ya olan uzaklığı nedeni ile sadece Mac Arthur’un 1941 yılında bu adaları terk etmesinin onun üzerinde yarattığı yenilmişlik hissini (egosunu diyelim) tatmin için yaptığını idda eder. Burada da grup içinde ikinci bir tartışma konusu açılabilir düşüncesindeyim. Çünkü, Leyte Körfezi ve Filipinler Deniz Savaşları olmazsa Japon İmparatorluk Donanması ve Deniz Hava Gücünün ezilip ezilemeyeceği tartışılabilir kanaatimce.

Kitabın son bölümü 1945’e gelindiğinde Mac Arthur ve diğer sınıflardan General ve Amirallerin giderek tonu artan bir şekilde Washington’’u Japonya’ya karşı yapılacak bir istilanın muazzam insan ve malzeme kaybı ile ancak kazanılabileceği uyarılarının, yeni Başkan Truman’ın Japonya’ya karşı Atom Bombası kullanılması fikrini daha fazla içselleştirmesinde rol oynadığını savlar. Ardından Mac Arthur’un biyografisi, Japonya’da yaptığı Müttefik Kuvvetler Başkomutanlığı görevine ve Kore Savaşındaki Komutanlığına bu savaş esnasında Başkan Truman tarafından görevden alınmasına değinmeden sonlanır.

 Kitabın çevirisine gelirsek, çeviri dili biraz sorunlu. Ayrıca dizgi esnasında bir çok kelime hatalı ve/veya yanlış dizilmiş. Bunlar eksiler. Artı olan ise KASTAŞ Yayınlarının, Ülkemizdeki Savaş Tarihi Disiplinine fedakarca yaptığı ESER Kazandırma katkısıdır ki işte bu PARA ile ölçülemez."
İlgilenen tüm arkadaşlar adına, verdiği emek için kendisine tekrardan teşekkür ediyorum.

18 Ağustos 2017 Cuma

Günün kitabı: Mac Arthur / Kastaş Yayınları

"Günün kitabı" başlığı altında yayınladığımız yazılara bugün, üyelerimizden Ahmet beyin Kastaş yayınlarından çıkmış olan "Mac Arthur" kitabı hakkında ki tanıtımını 2 bölüm halinde ekliyorum.
"Sydney L Mayer’in 2002 yılında Kastaş Yayınlarında çıkan Mac Arthur hakkındaki kitabı, Amerikan tarihinin bu karizmatik ve çok popüler Generali hakkında yazılmış orta hacimli bir eser.
Amerikan Kara Kuvvetlerinde Korgeneral rütbesine kadar görev yapmış olan Babası Arthur Mac Arthur’un gölgesinde kalamayacak kadar karizmatik ve “özgüven” dolu oğlu olan Douglas Mac Arthur 1880 yılında doğdu. 1889’da meşhur West Point’e birincilikle girdi. Burada bir ara vererek Mac Arthur’un öğrencilik yıllarında West Point’i ziyaret eden W.Churchill’in bu okul hakkındaki bir gözlemini de bu satırlara ekleyelim. Kardeşine gönderdiği mektupta Churchill, West Point’te aşırı bir disiplin uygulandığını bu kadar sert bir disiplinin kişiyi ne iyi bir vatandaş ne de iyi bir asker olamayacak kadar ezeceğine inandığını yazmış.1903’te İstihkam sınıfından bir Teğmen olarak Filipinlere gitti. 1905 yılında ise Rus – Japon Savaşını izlemek üzere Babasının Emir Subayı olarak Japonya’ya gitti.
İzninizle yine burada bir ara verelim. 1905 Rus – Japon Savaşına, Alman İmparatorluğu (II.Reich) tarafından gönderilen genç bir subaydan söz edelim. Max Hoffmann. Sir Liddel Hart’ın 1.Dünya Savaşı hakkındaki kitabında Rusya’da gözlemci olarak bulunan Max Hoffmann’ın, Mukden Tren İstasyonunda Çarlık Rusya’nın Generallerinden olan Alexander Samsonov ve Paul von Rennenkampf’ın kavgasına şahitlik ettiğini yazar. 1914 yılında 1.Dünya Savaşının ilk günlerinde Almanlar, Rus 2. Ordusunun ki komutanı A.Samsonov’du, Doğu Prusyada ileri harekata başladığını gördüklerinde Alman Komutan M. Von Prittwitz, Doğu Prusya’yı boşaltma kararı alır. İşte tam da burada Max Hoffmann isimli delişmen Subayımız devreye girer. 1905’te şahit olduğu Samsonov ile Rennenkampf arasındaki kavgadan hareketle Rennenkampf’ın 1.Ordusunun, Samsonov’un 2. Ordusunu desteklemeyeceğini düşünür ve nitekim her iki Çarlık Generalinin harekatlarının da birbirinden kopuk seyrettiğini fark eder. Önce Samsonov ve ordusunun ezilmesini önceleyen bir plan hazırlar. Doğu Prusya’yı bırakmak istemeyen Kayzer mevcut komutan M. Von Prittwitz’i azil ederek yerine Hindenburg – Ludendorff ikilisini atar. Sonuç; Tannenberg ve 1.Mazurya Gölleri zaferleridir.
1908 yılında İstihkam tatbikat okulundan mezun olan D. Mac Arthur aynı yıl Başkan Theodore Roosevelt’in yaverliğine atanır. 1911 – 1913 yılları arasında Amerikan – Meksika Sınır Savaşlarında görev yapar. 1917 yılında ABD’nin 1.Dünya Savaşına katılması ile birlikte Avrupa’ya gönderilen ilk Amerikan Tümenlerinden olan 42. (Gökkuşağı) Tümende Kurmay Albay olarak yer alır. Bu savaşlarda Amerikan, Kızılderili çatışmalarında kullanılan taktikleri kullanarak tahkimli Alman Mevzilerinin aşılmasında önemli bir rol oynar. Tabii bu arada bol da madalya alır ve Tuğgeneral olur.
1.Dünya Savaşı Sonrası, sırası ile West Point Komutanlığı, Filipinlerdeki Manila Bölge Komutanlığı ve 1930 – 1935 yıllarında Amerikan Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapar. ABD KKK yaptığı dönemde Büyük Buhranın etkisi altındaki Amerika’da Orduya ayrılacak çok az para olması nedeni ile görev süresi Orduya fon sağlama kavgaları ile geçer. Mac Arthur, elindeki kısıstlı imkanlarla kısa süre sonra modası geçecek silahlara yatırım yapmak yerine, yeni araçlar için pilot modeller yapmaya yöneldi. Böylece Ordu ve Hava Kuvvetleri için yetkin bir çekirdek oluşturur."
İkinci bölümünü en kısa sürede ekleyeceğimi belirterek, verdiği emek için kendisine teşekkür ediyorum.

16 Nisan 2017 Pazar

Günün kitabı: Galya Savaşı Üzerine notlar / Julius Sezar!

Bugünkü kitap köşemizde, „Galya Savaşı Üzerine notlar / Julius Sezar“ başlıklı kitaba yer veriyoruz.

Gaius Iulius Caesar –nam-ı diğer Jül Sezar– Antik Roma Cumhuriyeti’nin en önemli ve ünlü simalarından birisidir; hem yaşadığı döneme, hem de daha sonraki dönemlere tam anlamıyla damgasını vurmuş bir şahsiyettir.

MÖ 58 yılında, bugün Fransa topraklarının büyük bir kısmını oluşturan Galya’ya resmî devlet görevlisi olarak atanan Caesar’ın, başkomutan olarak bölgeyi tamamen fethettiği MÖ 51 yılına kadarki bütün icraatları ve anıları, oldukça özgün ve ilginç bir üslupla bizzat kendisi tarafından kapsamlı bir şekilde yıl yıl kaydedilmiştir.
"Commentarii de bello Gallico", askeri teşkilatlanma ve muharebe taktikleri için son derece elzem bilgiler taşır. Bu notlar o dönemden bugüne ulaşan nadir kayıtlar arasında yer alır. Eser, Caesar’ın karşılaştığı ve savaştığı Galya, Germanya ve Britanya toplulukları hakkındaki gözlemlerini aktarması bakımından eşsizliğini hep korumuştur. Ayrıca Latincenin MÖ 1. yüzyılda ulaştığı standart biçimi yansıtan en önemli örnekler arasındadır. Elinizdeki kitap dönemin ruhuna uygun düşecek şekilde, resim, muharebe krokileri ve çizimlerle desteklenmiş, bunun yanında metinde geçen birçok yer ve ismin ayrıntılı açıklaması yapılmıştır.
Gaius Iulius Caesar (MÖ 100 - 44)
MÖ 100 yılında Roma’da doğdu. Güçlü bir hatip, yazar, politikacı ve askeri lider olan Caesar, halkçı bir politika izledi. Siyasi kariyerinin doruğuna MÖ 59 yılındaki konsüllüğü döneminde erişti ve bir sonraki yıl Galya’ya prokonsül olarak atandı. MÖ 51 yılında Galya’yı tamamen fethetti, daha sonra Roma Senatosu ile anlaşamayınca Pompeius ile savaştı, iç savaşın galibi olduktan sonra diktatör oldu. Birçok reform gerçekleştirdi, kendisini istemeyen bir grup tarafından MÖ 44 yılında bir senato oturumunda hançerlenerek öldü. Askerî yetenekleri, siyasi kariyeri, savaş notları ve daha birçok niteliğiyle, unutulmayan ve büyük iz bırakmış bir şahsiyet olmuştur.


Latinceden dilimize Samet Özgüler tarafından tercüme edilen kitabın fiyatı: 20.- TL. 333 sayfalık kitap, Şubat 2017 tarihinde piyasaya verilmiş.

14 Mart 2017 Salı

Günün kitabı: Savaşın generalleri / Generallerin savaşı / Bekir Bülend Özsoy

Günün kitabında, Bekir Bülend Özsoy’un yazdığı ve Vahdet Narin’in hazırladığı, “Savaşın Generalleri / Generallerin Savaşı” isimli kitaba yer veriyoruz.
E Yayınları’ndan çıkan kitap, 1 Eylül 2015 basımı, 255 sayfa ve satış fiyatı 20.- TL.
Kitabın tanıtım yazısından:
“Bekir Bülend Özsoy ikinci kitabı ile yeniden okuyucusuyla buluşuyor. Her savaş içinde askerler düşmanla savaşır diye bilirdik. Bu tam doğru değil. Çoğunda askerler en amansız savaşlarını kendi saflarında yapıyorlar. Bu kitap işte bu gerçeği kaynakları ile ortaya koymayı amaçlıyor. Okuyucuyu tarihin içerisinde dolaştırarak, olayları ve arkasındaki kaprisleri anlatmayı amaçlıyor, savaşın generalleri ile generallerin savaşı arasındaki yorumu siz okuyuculara bırakıyor.”

Yazar, kitabın başında ki, “Teşekkür” yazısında, “tarihçi” olmadığını, olsa olsa, “iyi bir tarih okuyucusu olduğunu” vurgulayarak, okuyucunun beklentilerini yüksek tutmasını engellediği gibi, toplumumuzda, son 10-15 yıldır  hâkim olan, “yüksek ego” hastalığına kapılmayan bir karaktere sahip olduğunun mesajını veriyor.
Ülkemizde, “iyi bir tarih okuyucusu” çok sayıda insan olduğunu, ancak, ”okuduklarından yola çıkarak yazma” girişiminde bulunanların azlığını göz önüne alırsak, kitabın biz, “amatör savaş tarihçileri” arasında ayrı bir yeri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Bu noktadan yola çıkan yazar, akıcı ve bilgi dolu bir eser vermiş. Okunması kolay ve sık sık gülümseten bir anlatım dili var.
2. Dünya Savaşı’na damgasını vurmuş 13 generali, ayrı ayrı bölümlerde ele almış. Konu gereği, bölümler içinde, başka generallerle karşılaştırmalar yapmış. Her bir generali anlatırken, sadece konu olanın biyografik geçmişine odaklanmak yerine, içinde bulunduğu dönemin asker, sosyal ve ekonomik koşullarını da değerlendirmiş. Diğer bir deyişle, “ağacı” anlatırken, “ormanı” göz ardı etmek hatasına düşmemiş.
Bölümler:
“Önsöz ve “yayıncının notu” kısımlarından sonra,
-Orde Charles Wingate
-Omar Bradley
-Dwight Eisenhower
-George S. Patton
-Archibald Wavell
-Heinz Guderian
-Georgy Zhukov
-Isoroku Yamamoto
-Erwin Rommel
-George Catlett Marshall
Diğerleri:
-Walther Model
-William Slim
-Albert Kesserling
Doğal olarak, herkes, kendi ilgi alanından yola çıkarak, “şu veya bu” generalin eksikliğinden bahsedebilir. Tüm generalleri kapsamak zaten imkansız; kimbilir, belki ileride yazar aynı konuda, ikinci bir kitap bile yayınlayabilir.
Neredeyse, kaçınılmaz olarak, her kitapta göze çarpan, imla hataları sıkça yer alıyor. Ama, buna kıyasla, beni daha çok rahatsız eden , yazarın, konuyla bağlantılı olarak, ordumuza getirdiği  sık ve alaylı bir  dilde yazdığı iğnelemeler. Nedense, yazar, ordumuzun subaylarını ve organizasyon yapısı ile savaş performansını Amerikan, Sovyet, İngiliz ve Alman orduları ile sürekli bir karşılaştırma ve bu bağlamda küçük görme eğiliminde. Sözü edilen orduların beşeri ve ekonomik kaynakları ile askeri geçmişleri (son 2 yüzyılda!) göz önüne alınırsa, karşılaştırmanın anlamsızlığı ortaya çıkar.
Tüm bu unsurlar bir kenara bırakıldığında, bugüne kadar, 2. Dünya Savaşı hakkında çok sayıda kitap okumuş arkadaşlar, “Öğrenecek ne kaldı!” demesinler. Hem şaşırırlar, hem de unuttuklarını fark bile etmedikleri bazı bilgileri tazelerler.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

10 Şubat 2017 Cuma

Günün kitabı: Osmanlı deniz harekâtı / 1911 - 18 / Osprey / İş Bankası askeri tarih dizisi

İş Bankası Kültür Yayınları, Osprey askeri tarih dizisinden çıkan son kitap, "Osmanlı deniz harekâtı / 1911 - 18" başlığını taşıyor. Serinin 24. kitabı, Ocak 2016 tarihinde piyasaya verilmiş. Orijinali, "Ottoman navy warships 1914 - 1918" olan kitap, Osprey yayıncılığın, "New Vanguard" isimli serisine ait bir yayın.


Söz konusu seri, savaş araçları, gemiler ve top benzeri ağır silahlar üzerine uzmanlaşmış yayınlar sunmakta. İş Bankası Kültür Yayınları, Osprey yayıncılığın, farklı serilerinden seçtikleri kitapları, "Osprey askeri tarih dizisi" alt başlığı altında, tek bir dizide topluyorlar. Ülkemiz koşullarında ticari açıdan zorunlu ve doğru bir karar.
Kitabın orijinali bilgileri ile karşılaştırma yaparken, hemen göze çarpan, bir farklılık, Türkçe baskıda, tarihin 3 yıl daha uzatılmış olması.

Çevirmen olarak, Emir Yener gözükmesine rağmen, aslında, kitabın önemli bir bölümünü yeniden yazdığı okundukça anlaşılıyor. Orijinal kitapla karşılaştırınca, yeni bir bölüm eklediğini ve şahsi arşivinden çok sayıda görsel malzeme kullandığını saptadım. Neden Türkçe baskıda kendisinin sadece, "çevirmen" olarak sunulduğunu anlamış değilim.
Kitabın içeriğine dönersek, sadece bizim değil, Dünya askeri tarih literatüründe, çok ender rastlanan bir konuyu içeriyor.

Klasik, Osprey formasyonu içerisinde hazırlanmış olan kitabın, "İçindekiler" kısmı:

-Giriş
-Yeni bir donanma arayışı 1898 - 1911
-Trablusgarp ve Balkan savaşları
-Birinci Dünya Savaşı
-Kaynakça
-Dizi
bölümlerinden oluşuyor.

Tarihçilerin çoğu tarafından, bir "kara imparatorluğu" olarak nitelendirilen Osmanlı imparatorluğu donanması, 19. yüzyılın ikinci yarısında, sultan Abdülaziz önderliğinde, bir modernleşme harekâtı yaşamıştır.

Gerek ekonomik, gerekse sultan II. Abdülhamid'in, "donanma" kurumuna, şüpheci yaklaşımı nedeniyle, ara verilen bu "modernleşme" harekâtı, 1897 yılında ki, Osmanlı-Yunan savaşı sonrasında devam etmiştir.

Kitap, konuyu bu tarihten itibaren ele alıp, 3 farklı savaş boyunca (Trablusgarp, Balkan ve 1. Dünya Savaşı), farklı açılardan inceliyor.

Sadece, savaş gemilerinin tipleri ve muharebelerde gösterdikleri faaliyetler açısından değil,

teknoloji transferi, donanmanın ekonomiye maliyeti, lojistiği, kara harekâtlarına, stratejik  ve taktik katkıları gibi, bir çok unsuru, akıcı bir dille bize sunmuş.


64 sayfalık kitabın satış fiyatı, 22.- TL. Kendi alanında bir ilk olan bu eser, her askeri tarih okuyucusunun kütüphanesinde yer almalı. Ayrıca, gösterdiği özel çaba ve katkılardan dolayı, Emir Yener'e, hepimiz teşekkür borçluyuz.
İlginizi çekebilecek diğer yazılar:
İlginizi çekebilecek diğer Osprey Askeri Tarih Dizisi haberleri:
OspreyAskeriTarihdizisi

19 Aralık 2016 Pazartesi

Günün kitabı: Hitler’i yenen adam, Mareşal Jukov / Geoffrey Roberts

Bugünkü kitap köşemizde, „Hitler’i yenen adam, Mareşal Jukov“ başlıklı kitaba yer veriyoruz.


Kalkedon Yayıncılık tarafından Şubat 2016 tarihinde piyasaya verilen kitap 432 sayfa. Tercümesi Eser ulun ve İdem Erman tarafından yapılmış. „Önsöz“ ve „Kronoloji“ kısımları haricinde, 14 ana bölüme ayrılmış.
1-Sic Transit Gloria: Mareşal Georgi Jukov’un zafer ve düşüşleri
2-Efsanevi gençlik yılları: Köylü çocuk komünist bir asker oluyor.
3-Bir askerin yaşamı: Bir kızıl komutanın eğitimi, 1922 - 1938
4-Halhin-Gol 1939: Bir generalin kanı
5-Kiev’de Savaş oyunları ve hazırlıklar, 1940
6-Yoksa felaketin baş mimarı mıydı? / Jukov ve 22 Haziran 1941
7-Stalin’in generali: Leningrad ve Moskova’yı kurtarmak, 1941
8-Zaferin mimarı mı? Stalingrad 1942
9-Na Zapad! Kursk’tan Varşova’ya 1943 – 1944
10-Kızıl fırtına Almanya’nın fethi 1945
11-Taşraya sürgün: Gözden düşme ve rehabilitasyon 1946 – 1954
12-Savunma Bakanı: Zafer ve Parodi
13-Son savaş: Tarih için mücadele 1958 – 1974
14-Zaferin mareşali
Bildiğim kadarıyla, bu eser, kitabın yazarı, Geoffrey Roberts’ın dilimize kazandırılan ilk eseri. 1952 İngiltere doğumlu Roberts, son 20 yıldır, 2. Dünya Savaşı öncesi ve esnasında Sovyet diplomasisi ve  özellikle Stalin ve Jukov konularında uzmanlaşmış bir askeri tarih yazardır. İrlanda’da ki College Cork Üniversitesi’nde, modern tarih bölümü profesörüdür. Eserleri hakkında getirilen genel eleştiri, yoğunlukla Sovyet kaynaklarını kullandığından dolayı, olaylara bakış açısında Sovyet perspektifinin ağır olduğudur.
Başlıca eserleri,
The Soviet Union and the Origins of the Second World War, 1995           (Sovyetler Birliği ve 2. Dünya Savaşı’nın nedenleri)
The Unholy Alliance: Stalin’s Pact with Hitler, 1989                                         (Uğursuz İttifak: Stalin’in Hitler’le işbirliği)
Victory at Stalingrad: The Battle That Changed History, 2002                      (Stalingrad’da zafer: Tarihi değiştiren muharebe)
Stalin’s wars: From World War to Cold War, 1939-1953, 2006                     (Stalin’in savaşları: Dünya Savaşı’ndan Soğuk Savaş’a, 1939 – 1953)
Bugün tanıttığımız, „Hitler’i yenen adam, Mareşal Jukov“, isimli kitabı da, 2012 yılında çıkan son eseridir. “Yayınevi, kitaplarını tercüme etmeye neden sondan başladı?” sorusundan yola çıkarak, diğer kitaplarını yayınlamayı, en azından şimdilik düşünmedikleri, sonucuna varabiliriz.
Kitapla ilgili küçük bir anektod: 2. Dünya Savaşı Doğu cephesine olan merakımdan dolayı, kitabın orijinali hakkında, daha önceden bilgi toplamıştım. Kalkedon Yayıncılığın kitabını ilk gördüğümde, çok sevindim; ancak, bir değişiklik olduğunu düşündüm. Kısa bir süre sonra farkına vardım ki, kitabın başlığında küçük bir değişiklik yapmışlar. 2012 yılında basılan, orijinal kitabın başlığı, “Stalin’s General: The life of Georgy Zhukov” şeklinde. Dilimize tercüme edildiğinde, bizde satılan kitabın başlığının, “Stalin’in generali Georgz Jukov’un hayatı” olmalıydı. Ancak, ya editör, ya da yayınevinin daha yüksek mevkide ki bir yöneticisi, “Stalin” isminin, satış rakamlarını düşürebileceğini düşünüp, “küçük”, ama ülkemizin koşullarında “gerekli” bir değişiklik yapmışlar. (“Rus salatasının” isminin, “Amerikan salatası” olarak değiştirildiği ülkemizde, haklılar!) Başka bir açıdan bakıldığında, daha önce de vurgulamıştım; “Hitler“ ismi satar! Ticari açıdan, kendileri için doğru bir karar vermişler. Yayınevi, kitap içindeki ilk sayfaya, “İkinci Dünya Savaşı Dizisi: 1” şeklinde bir “not” düştüğüne göre, diğer askeri tarih kitaplarını sabırsızlıkla, bekliyebiliriz.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

25 Kasım 2016 Cuma

Günün kitabı: 2. Dünya Savaşı / John Keegan

"Günün kitabı" olarak bu sefer tanıtmak istediğim eser, ülkemizde, daha yeni satışa sunuldu.
Ünlü askeri tarihçi John Keegan'ın, "2. Dünya Savaşı" isimli kitabı, Say Yayınları tarafından, Samet Öksüz'ün tercümesiyle dilimize kazandırıldı. Orijinal ismi, "The Second World War" olan kitabın ilk basımı, 1989 yılında gerçekleştirilmişti.


Yayınevinin web sayfasından yaptığımız bir alıntı, kitabın içeriğini tanımamıza yardımcı oluyor: "Bu kapsamlı çalışmasında John Keegan tüm zamanların en büyük savaşını bir karmaşık ve trajik olaylar yığını olarak değil, belli bir mantıkla ele alınmış olaylar silsilesi halinde aktarıyor. İkinci Dünya Savaşı’na savaş tipleri, savaş temaları ve liderlerin siyasal hedefleri ile kararları açısından bakmamızı ve böylece yöntemli bir okuma yapmamızı sağlıyor. Her biri belli bir muharebe tipini temsil eden altı önemli savaşa odaklanıyor: Britanya hava muharebesi, Girit hava indirme muharebesi, Midway uçak gemisi muharebesi, Falaise tank muharebesi, Berlin şehir muharebesi ve Okinawa amfibi muharebesi. Öne çektiği savaş temaları ise ikmal, üretim, işgal, stratejik bombardıman, direniş ve gizli silahlar. Keegan daha sonra merceği liderlerin karşı karşıya kaldıkları stratejik ikilemlere tutuyor, aldıkları kararların savaşan insanların hayatlarını ve savaşın gidişatını nasıl etkilediğini başarıyla aydınlatıyor."

Bildiğim kadarıyla, bu kitabı, John Keegan'ın, "Savaş Sanatı Tarihi"'nden sonra, dilimize kazandırılan ikinci eseri. 623 sayfadan oluşan, "Giriş" ve "Sonuç" bölümleri haricinde, 6 ayrı bölümde, farklı cepheleri incelediği bu kitabı ile Keegan, askeri tarih ile ilgilenen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir başvuru eseri yaratmıştır. (26 yıl boyunca, Britanya Kraliyet Askeri Akademisi'nde görev yaptığı gerçeğinin, bazı olayları analiz edişine etkisini unutmadan, zevkle okuyacağınız bir kitaptır!)

2. Dünya Savaşı gibi, zaman ve mekan açısından çok karmaşık ve girift bir tarih kesitini başarıyla açıklayan bu eseri, yayınlayan Say Yayınları'na ve hediye eden Bekir Becit​'e teşekkürler.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

20 Ekim 2016 Perşembe

Günün kitabı: Osmanlı Gayrinizami Harb doktrini / Yüzbaşı Ömer Fevzi bey

Bugünkü kitap paylaşımımız, yazar Erhan Çifçi'den bir alıntı:

Sanırım bu yıl yayımlanan Askerî Tarih kitapları içerisinde en önemlilerinden biri, konjonktür/içerik açısından değerlendirecek olursak belki de en önemlisi önümüzdeki hafta içerisinde piyasada olacak. Yaklaşık 110 yıl önce Türk/Osmanlı ordusunun kendisine has, doktrinize edilmiş bir gayrinizami harp uygulaması olduğunu bu kitap vesilesiyle görüyoruz.
Bu anlamda TSK’nın gayrinizami harp yöntemlerini ABD’den öğrendiğine dair gelişen algı da büyük ölçüde yıkılmış oluyor. Zira İngiliz ordusunun (Charles E. Callwell – British Small Wars Manual) 1896’da yayımladığı talimnameden sonra gayrinizami harp alanında ikinci talimnamenin 1909’da Türk/Osmanlı ordusu tarafından yayımlandığına şahit oluyoruz. Öte yandan kitabın taslak metinlerini okurken hayrete düştüğümü söylemeliyim. Çünkü 110 yıl önce Balkanlarda ne yaşandıysa bugün Güneydoğu’da hemen hemen aynı şeylerin yaşandığını tanıklık ediyoruz.
Dolayısıyla bu eser bir taraftan da geçmişte elde edilen tecrübeleri bugüne yansıtmakta. Eseri gayrinizami harp alanında hem saha tecrübesine sahip hem de akademik olarak bu konu üzerinde çalışmış olan Ali Güneş kardeşim yayına hazırladı. Terminolojik olarak dipnotlar üzerinden verdiği bilgilerle günümüze ışık tuttu.
Ayrıca kitabın giriş kısmında bu konuyu tarihsel perspektifte ele alan muazzam bir yazı ekledi. Bana göre okuyucular açısından en az talimnamenin kendisi kadar önemli bir yazı bu. Yine Askerî Tarih denince ülkemizde ilk akla gelen, en yetkin akademisyen olan Gültekin Yıldız Hocamız da eserin sadeleştirmesine katkıda bulundu.

Kısacası nereden bakılırsa bakılsın her açıdan okunası bir kitap önümüzdeki hafta içerisinde ilgililerin dikkatine sunulacak. Okuyucusunun bol olması dileğiyle...

Askeri tarih ile ilgilenen herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser.

İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

13 Ekim 2016 Perşembe

Günün kitabı: Çelik Gemiler - Demir Bahriyeliler / Cem Gürdeniz

"Günün kitabı" başlıklı tanıtımımızda, bugün sözü, üyelerimizden, Tuğrul Coşkun'a bırakıyorum. Onun klavyesinden:

Bugün, yeni satın aldığım ve çoğunu okuduğum '' Çelik Gemiler, Demir Bahriyeliler'' isimli kitaptan bahsetmek istiyorum. Kitabın yazarı Cem Gürdeniz. Kendisi Balyoz kumpası ile içeri alınan ve yaklaşık 3 yıllık tutukluluktan sonra AYM kararı ile salıverilen; sonrasında da tekrar yargılanıp işlediği iddia edilen suçlardan beraat etmiş üst düzey askeri denizcilerimizden biridir. ''Hedefteki Donanma'' isimli kitabı ile de kendisini hatırlamanız mümkün.
''Çelik Gemiler, Demir Bahriyeliler'' ise zaman zaman yukarıda bahsi geçen olaylara değinse de özünde ve yoğun olarak gemilerin ve komutanlarının hikayelerine yer veriyor. Kitap, son otuz yıl içinde donanmamıza katılan fırkateyn sınıfı savaş gemilerinin kızağa konuluş ya da Türkiye Cumhuriyeti'ne devirlerinden itibaren gemi komutanlarının başından geçen ''maceraları'' keyifli ve akıcı bir dille anlatıyor. Cem Gürdeniz, anlattığı anıların çoğunu Hasdal ve Silivri ceza evlerinde tutuklu komutanlarla hapishane arkadaşlığı sırasında bire bir görüşerek toplamış.
İçerik takdire değecek kadar ilginç. Örnek vermek gerekirse; ABD tarafından donanmamıza devredilen TCG Gaziantep isimli Perry sınıfı fırkateynimizin Yunan lobisi yüzünden yaklaşık 2 yıl ülkemize gelemeyişi ve mürettebatın bu süre zarfında ABD'de çektiği sıkıntılar; gemiyi adeta sıfırdan yarattıktan sonra elimizden alınışı ve sonrasında iadesi; TCG Gaziantep'in 100 gün süren dünyanın en zor eğitim - tatbikatlarından birine katılmak için İngiltere'ye gidişi ve burada yaşadıkları; 1980'lerde donanmamıza katılan ilk MEKO 200 sınıfı fırkateyn olan TCG Yavuz'un inşa ve kabul sürecinde yaşananlar, gemi komutanı ve üst düzey personelin inşa sırasında gördükleri aksaklıkları gemi yapımcısı firmanın başında boza pişirerek tadil ettirmeleri - düzelttirmeleri ve bu yüzden Türkiye'ye dönünce sorguya çekilmeleri; Yavuz'un Kardak krizi maceraları; aynı sınıfın ikinci gemisi TCG. Turgutreis'in elektronik istihbarat ve karşı tedbirler görevi sırasında Ege Denizi'nde yaşadıkları; aniden icra edilen bir NATO tatbikatında zamanının en modern İngiliz fırkateynini göz açıp kapayıncaya kadar saf dışı etmesi ve sonrasında yaşananlar; gene MEKO sınıfından inşası natamam TCG Fatih'in sırf adaşlığından dolayı Fatih Sultan Mehmet köprüsü açılışında Cumhurbaşkanı ve üst düzey komutanları misafir ederek törene iştiraki; Gölcük tersanesinin MEKO sınıfı TCG Fatih ve TCG Yıldırım'ı tamamlayıp teslim edene kadar denizcilerimize yaşattığı sıkıntılar ve ünlü havacı Vecihi Hürkuş'un ''Vatana yapılan hiçbir hizmet cezasız kalmaz.'' sözünü haklı çıkarırcasına gemi mürettebatına çektirdiği çileler...


Keyifle okuyacağınızı inandığım bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum; şu anda hemen hemen bütün kitapçılarda kolaylıkla bulunabiliyor.
İlginizi çekebilecek diğer yazılar:

23 Eylül 2016 Cuma

Günün kitabı: KUNU-Rİ (KORE) MUHAREBELERİ VE GERİ ÇEKİLMELER (26.XI.1950-24.I.1951) / Bahtiyar YALTA

Daha önce farklı bir şekilde, ilk defa, yazarı tanıyan ve kitabı okuyan üyelerimizin yazdıklarını bire bir yansıtarak, tanıttığımız kitabın ayrıntılı künyesi:

KUNU-Rİ (KORE) MUHAREBELERİ VE GERİ ÇEKİLMELER (26.XI.1950-24.I.1951) , XVI. Dizi-Sayı 102, 2005 basımı, 848 sayfa, Yazarı Bahtiyar YALTA


Kitabın tanıtımından:

Halkın çektiği acılar, katlandığı sıkıntılar, uğradığı kayıplar ve vuruşan askerlerin fedakârlıkları ile kayıpları... Onca kan, onca gözyaşı ve bir ülkenin yerle bir olması... Barışın, dostluğun, kültür ile uygarlığın ve eşitlikle zenginliğin değerini savaşmış askerler kadar kimse bilemez. Türk askerinin gösterdiği başarıların değerini de kamuoyu tam olarak bilememiştir. Kore gazisi olan yazarın bizzat tutuğu günlüklerden, vuruşanlardan ve savaşı yönetenlerin anılarından yararlanarak kaleme aldığı bu benzersiz eser, "Kutup Yıldızı" olarak ünlenen Türk Tugayının stratejik bir mihver üzerinde, çok hareketli ve çok sert geçen Kore Kunu-ri Muharebeleri ile iki büyük çekilmesinin hikayesidir.

İÇİNDEKİLER:
"ÖNSÖZ
KISALTMALAR
TAKTİK İŞARETLERİ
KAYNAKÇA
KRONOLOJİ
TÜRK TUGAYI’NIN KOMUTA YERLERİ
TEŞEKKÜR
BİRİNCİ BÖLÜM
TAŞLAR YERİNDEN OYNAYINCA

I.              DÜNYA EGEMENLİĞİ ÇABALARI
II.            BARIŞ VE YAYILMA
III.           KORE YARIMADASI ÜZERİNDE HESAPLAR
IV.           ABD’NE SALDIRI
V.            İKTİDAR VE MUHALEFET
VI.           TUGAYIN OLUŞTURULMASI
VII.         KORE’YE HAREKET
VIII.        KORE’YE VAKTİNDE VARABİLECEK MİYİZ?

İKİNCİ BÖLÜM
ORTADOĞU’DAN UZAKDOĞU’YA

I.              İSKENDERUN’DAN PORT SAİD’E
II.            PORT SAİD’DEN ADEN’E
III.           ADEN’DEN KOLOMBO’YA (SRİLANKA)
IV.           KOLOMBO’DAN SİNGAPUR’A
V.            SİNGAPUR’DAN PUSAN’A
               
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
KORE’Yİ TANIYALIM

I.              KORE’NİN TARİHİ (Özet)
II.            KORE COĞRAFYASI (Özet)
III.           KORE’NİN JEOPOLİTİĞİ (Özet)
IV.           KORE’NİN GRÎ YÜZÜ
V.            TEAGU’DAKİ GÜNLERİMİZ
VI.           ALAYIN LAĞV EDİLMESİ
VII.         KUTUP YILDIZI

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
AŞAMADAN AŞAMAYA BİR SAVAŞ
I.              KORE’Yİ BÖLER MİSİNİZ?
II.            KORE SAVAŞI’NIN AŞAMALARI
III.           CCF’NİN KORE’DE BMK’LERİ İLE SAVAŞA TUTUŞMASI
               
BEŞİNCİ BÖLÜM
ADIM ADIM SAVAŞA DOĞRU

I.              TÜRK TUGAYI KUZEY KORE’DE
II.            ÇETELERLE VURUŞMA
III.           CHOTAN’DAN KUNU-Rİ’YE
IV.           KUNU-Rİ’DEYİZ
V.            BÜYÜK TAARRUZDAN ÖNCE TARAFLARIN KUVVETLERİ
VI.           I. PİYADE TABURUNDA SUBAY TOPLANTILARI
VII.         CEPHEDE BİR ŞEYLER OLUYOR
VIII.        25. PİYADE TÜMENİNİ DESTEKLEYEN TOPÇUMUZ

ALTINCI BÖLÜM
SAVAŞ GÖREVİ

I.              TÜRK TUGAYINA SAVAŞ GÖREVİ VERİLİYOR
II.            KUNU-Rİ TOKCHON YÜRÜYÜŞÜNÜN PLÂNLANMASI
III.           TUGAYIN KUNU-Rİ-TOKCHON YÜRÜYÜŞÜ
IV.           WAWON-SOCHONG YÜRÜYÜŞÜ
V.            NE YAPMALI
VI.           IX. KOLORDUDAN TUGAYA GELEN EMİR
VII.         TUGAYIN WAWON’A ÇEKİLMESİ
               
YEDİNCİ BÖLÜM
KUNU-Rİ MUHAREBELERİ

I.              KARİLLYONG BASKINI
II.            WAWON MUHAREBESİ
III.           TUGAYIN WAWON’DAN SİNNİM-Nİ’YE ÇEKİLMESİ
IV.           TUGAY ARTÇISININ MUHAREBESİ
V.            SİNNİM-Nİ HATTINDA MEVZİLENME
VI.           SİNNİM-Nİ BASKINI
VII.         SİNNİM-Nİ’DE VURUŞANLAR
VIII.        KAECHON’DA SIKINTILI ZOR SAATLER
IX.           2. PİYADE TÜMENİ İLE TÜRK TUGAYI’NIN  İLİŞKİLERİ
X.            ATEŞİ KESİN
XI.          SİNNİM-Nİ’YE KARŞI TAARRUZ
XII.        SİNNİM-Nİ’DEN KAECHON’A ÇEKİLME
XIII.       KAECHON’DAN EMİRSİZ ÇEKİLMELER
XIV.       KAECHON’DAN EMİRLE ÇEKİLENLER
XV.        TÜRKLERLE AMERİKALILAR SAVAŞTA
XVI.       TÜRK TUGAY KARARGÂHI
XVII.      HA ELLİBİN! HA BEŞBİN!
XVIII.    TUGAY ARTÇISI’NIN MUHAREBESİ VE ÇEKİLMESİ
XIX.       YONGBONG-Nİ ÇEMBERİ
XX.        YONGBONG-Nİ ÇEMBERİNDEN ÇIKIŞ

SEKİZİNCİ BÖLÜM
BMK’NİN İKİ BÜYÜK ÇEKİLMESİ

I.              İLK BÜYÜK GERİ ÇEKİLME
II.            TÜRK TUGAYI’NIN BİRİNCİ BÜYÜK ÇEKİLMESİ 
III.           SOSA-Rİ’DE BİR HAFTA
IV.           TÜRK TUGAYI KUMPO YARIMADASINDA
V.            BMK’NİN İKİNCİ BÜYÜK ÇEKİLMESİ
VI.           TÜRK TUGAYININ İKİNCİ BÜYÜK ÇEKİLMESİ

DOKUZUNCU BÖLÜM
ÇATIDAKİ BUNALIM

I.              KORE’DE EN KARANLIK GÜNLER
II.            KORE’DE BUNALIM EN YÜKSEK NOKTADA
III.           SAVAŞIN DÖNÜM NOKTASINA DOĞRU
IV.           TÜRK TUGAYI’NA KEŞİF GÖREVİ VERİLİYOR

DİZİN"

Ülkemizin yakın tarihine ilgi duyanların ve askeri tarih meraklılarının kaçırmamaları gereken bir eser.
İlginizi çekebilecek diğer yazılar: