Öne Çıkan Yayın

Günün sözü: "Fransa'ya, "Liberté, égalité, fraternité", "süvari, piyade, ve topçuluk"'dan daha az rehberlik etmiştir."

"Liberté, égalité, fraternité" özdeyişi dilimize "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" olarak çevrilebilir. Bu üçlemenin ne a...

Alternatif tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alternatif tarih etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Şubat 2017 Pazartesi

Günün kitabı: Er ist wieder da! / He is back! / O geri döndü!

Hayır, burada, Arnold/Terminator filminden bahsetmiyoruz. 1984 yılında çevrilen, Terminator filminde, Arnold Schwarzenegger'in, neredeyse, "kült" niteliği kazanmış, cümlesinden bahsetmiyoruz.

Aralık 2012 tarihinde Almanya'da çıkan, bir komedi kitabından bahsediyoruz. Politik komedi sınıfına sokabileceğimiz bir roman, daha çıkar çıkmaz, okunmaya bile başlamadan, ortalığı karıştırmaya yetti. Kapağına bakmak, nedenini anlamaya yeter!


Hayal gücünüzü bile kullanmaya gerek yok; evet, Hitler!

Tabii, resmi, romanın başlığı ile birleştirince, çok daha anlam kazanıyor. "O, geri döndü!"

Böyle bir başlık görünce, ister istemez, "Nasıl yani, 2012 yılında, Hitler'in, Almanya'ya geri dönmesi üzerine yazılmış bir kitap!" tepkisi gösteriyorsunuz.

Doğal olarak, kitabı karıştırıyor, ve büyük bir ihtimalle satın alıyorsunuz. Zaten, 2012 Noel'in de en çok satılan kitaplar listesine girdi!

Peki konusu ne? 2011 yılında, Hitler, Berlin'de uyanıyor. Ordusuz, partisiz, tek başına. Yabancılarla dolu bir şehirde. ne yapabilir? Hiç beklenmedik bir şekilde, komedyen olarak yeniden ünleniyor.

Çok satan bir roman olarak, beğenenler çok, eleştiren sayısı da küçümsenmeyecek kadar.

Kitabı okumadım, fikir ilgimi çekmedi. (Alternatif tarih her zaman ilgimi çekse de!)

Üstü kapalı sorulan soru şu:  Geri dönebilir mi?; Almanya'da yeni bir Hitler çıkabilir mi?

Kaçınılmaz olarak cevabım: Hayır. Neden mi? İç ve dış ekonomik, sosyal, politik, ve kültürel koşullar çok farklı. Daha da önemlisi, sistem, Avrupa'da savaş istemiyor. Çatışmalarını, Dünya'nın başka bölgelerine kaydırdı ve bazı iç hesaplaşmalarını orada hallediyor.

Ayrıca, başka coğrafyalarda, bir süre Hitler taklidi var. Etrafınıza bakın, görürsünüz!

16 Ocak 2017 Pazartesi

Günün dizisi: "The man in the high castle" / "Yüksek şatoda ki adam" dizisinin 2. sezonu hakkında kısa bir tanıtım!

Philip K. Dick, isimli, Amerikalı bir bilim kurgu yazarının "The man in the high castle" isimli romanından uyarlanan dizinin 2. sezonu 16 Aralık'ta başladığını daha önce bildirmiştik. Dilimize, "Yüksek şatoda ki adam" olarak 1999 yılında tercüme edilen kitap hakkında da daha önce, bir tanıtım yapmıştık.

Yazar, bilimkurgunun, "alternatif tarih" adı verilen, alt türüne dahil, bu kitabında, Japonya ve Nazi Almanya'sının, 2. Dünya Savaşı'nı kazanıp, birlikte, A.B.D. topraklarını istila ettikleri bir gerçeklik yaratır. "Amazon Prime Video" tarafından mini dizi şeklinde ekranlara yansıtılan kitap, özünde, sosyolojik ve felsefi yönleri ağır basan bir bilimkurgu klasiğidir.

Dizinin 2. sezonunda, akış hızlanır ve aksiyona ağırlık verilirken, senaryo karakterlerin yanında, küresel bazda yeni gelişmelere odaklanıyor. 2 büyük imparatorluğun, Dünya hakimiyeti üzerinde ki planlarının, dizi karakterleri üzerinde ki etkileri daha çok ön plana çıkıyor. Ama, bu arada, karakterlerin çabalarının, küresel olaylarda yarattığı bir takım değişiklikleri de vurguluyor. (Bilimkurguda sıkça kullanılan "kelebek etkisi" teorisini, çift yönlü vurgulamaya çalışmışlar.)

Kitapta ki kurguya göre, Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu, II.Dünya Savaşı'nı kazanmışlar ve A.B.D.'ni işgal etmişlerdir. Dünyanın çeşitli yerlerine kukla hükümetler kurarlar. İtalya tüm Akdeniz'i ve Kuzey Afrika'nın büyük bir kısmını ele geçirmiştir. SSCB yıkılmıştır. Dünyada Almanya ve Japonya arasında bir soğuk savaş başlamaktadır.

Bence, bu sezonun sürprizi, alternatif tarihi temel alan bir diziye, "alternatif Dünyalar" teorisinin eklenmesi olmuş. (Şahsen, realist bir inceleme ve mantıklı bir kurgu çerçevesinde sistematik bir "alternatif Dünya" işleyişi kurulması gereken bu tip bir eserde, işleri neden daha da karıştırmışlar, anlayamadım.)

Nazi Almanya'sının 2. Dünya Savaşı'nı kazanabileceğini düşünen ve sonrasında nasıl bir Dünya kurulacağını hayal eden seyircilere hitap eden çok sahne var. Nazilerin, delice planlarında yer alan Germania'ya, arka planda sıkça ve başarılı dijital sahnelerle yer verilmiş.

Yaşlanmış bir Hitler ve yüksek şatoda ki adam, bu sezon ön plana çıkan diğer karakterler.


Sizleri 2. sezon 1. bölümde ki açılış sahnesi ile baş başa bırakalım:



Bu konuda ki diğer yazılar:
TheManinthehighcastle




7 Ocak 2017 Cumartesi

"Alternatif tarih" yazarı Peter G. Tsouras'ın kitabı hakkında köşe yazısı!

Milliyet gazetesinde, Yaman Törüner'in köşesinde, 02 Ocak tarihinde yayınlanmış olan bu yazıyı atlamışız. Kitabı okudum, Yazarın diğer eserlerinden 2 tanesi de var. Ağırlıklı olarak Anglo-Sakson edebiyatında kendine yer bulmuş olan "alternatif tarih" dalında çok sayıda kitap yazmıştır. Köşe yazısında belirtilen varsayımları, ucu açık bir biçimde, üyelerin yorumlarına bırakıyorum.
"Almanya, İkinci Dünya Savaşı’nı Türkiye’nin savaşa girmemesi yüzünden kaybetti. Hitler ‘Kavgam (Mein Kampf)’ isimli kitabında hiçbir ülkenin aynı anda iki ayrı cephe açmaması gerektiğinden bahsediyordu. Bu prensibe her zaman dikkat etti. Ancak Romanya işgalinin ardından o bölgedeki petrolün Almanya’nın savaş sırasındaki petrol ihtiyacını karşılayamayacağını gördü.

Savaşı kazanması için Kafkasya bölgesindeki veya Orta Doğu’daki petrolü ele geçirmesi gerekiyordu. Her iki bölge için de Türkiye ile işbirliği yapması gereği vardı. Türkiye bir oyalama taktiği uyguluyor, savaşan tarafları idare ediyordu.
Hitler’in ise beklemeye tahammülü yoktu, Rus cephesini açmak zorunda kaldı. Rusya’da başarılı olamaması giderek içeride ve cephelerde zayıflamasına ve savaşı kaybetmesine neden oldu.
Batum ve Bakü
Peter G.Tsouras’ın ‘Hitler Triumphant-Alternate Histories of World War II’ isimli kitabında Paddy Griffith, bu konuyu inceliyor. Hitler, Girit’ten sonra Kıbrıs’ı ondan sonra da Süveyş Kanalı’nı ele geçirmek istiyordu. Ancak Türklerin yardımı olmadan Ortadoğu’ya girmesi olanaksızdı. Türklerin savaşa ikna edilmesi halinde Türk orduları Batum ve Bakü’yü işgal edecekti. Türklerin bu bölgeleri ele geçirmesi zor değildi. Çünkü bölge halkında Türklere karşı sempati vardı ve halkın bir bölümü Türk kökenli idi. Zaten, Türklerin Orta Asya’ya kadar birçok dostları olması ve bu bölgelerde Türk kökenli halkın yaşaması Türkiye’nin önemini açıkça ortaya çıkarıyordu.
Yukarıdaki nedenlerle Hüseyin Nihal Atsız’ın başını çektiği tüm Türkleri aynı bayrak altında toplama amacı güden Turancılık hareketi Hitler tarafından ciddi biçimde desteklendi. Turancılar, Alman Savunma Bakanlığı Ost-ministerium ile yakın çalışmalar yaptılar.

Orta Doğu’nun işgali
David M. Keithly’nin yukarıda sözü geçen kitapta kaleme aldığı gibi Türklerin bu bölgeyi işgal etmesi halinde, Rusların Orta Doğu’ya erişme olasılıkları da tamamen ortadan kalkacaktı. Türklerin savaşa girmesi o sırada daha konuşulmakta olan İsrail Devleti kurulması olasılığını da ortadan kaldırmış olacaktı.
Bu sırada Almanların Basra ve Musul’u ele geçirmesi planlanmıştı. Bu planlama o denli detaylı idi ki bölgede Kürtler dahil kimlerin nasıl davranacağı ve kimlerle masaya oturulacağı plana dahil edilmişti. Alman işgal kuvvetlerinin nasıl oluşturulacağı bile planda yer almıştı. Bu iş için 14. Panzer Bölümü görevlendirilmişti.
Türkiye’nin sonunda savaşa ikna edileceğini düşünen Hitler, Yunanistan üzerinden Türklere malzeme ve mühimmat gönderdi. Alman uçakları da bölgede uçuşlar yaparak işgal planının eksiklerini tamamladı. Bu konudaki savaş haritaları halen tarihçilerin elinde. Anlaşılan Türklerin savaşa girmemesi Hitler’in tüm planlarını alt üst etti ve onu Rusya’ya saldırmaya mecbur etti."

17 Aralık 2016 Cumartesi

Günün dizisi: "The man in the high castle"

Philip K. Dick, isimli, Amerikalı bir bilim kurgu yazarının "The man in the high castle" isimli romanından uyarlanan dizinin 2. sezonu 16 Aralık'ta başlayacağını daha önceki bir yazımızda bildirmiştik.Dilimize, "Yüksek şatoda ki adam" olarak 1999 yılında tercüme edilen kitap hakkında da daha önce, bir tanıtım yapmıştık.

Yazar, bilimkurgunun, "alternatif tarih" adı verilen, alt türüne dahil, bu kitabında, Japonya ve Nazi Almanya'sının, 2. Dünya Savaşı'nı kazanıp, birlikte, A.B.D. topraklarını istila ettikleri bir gerçeklik yaratır. "Amazon Prime Video" tarafından mini dizi şeklinde ekranlara yansıtılan kitap, özünde, sosyolojik ve felsefi yönleri ağır basan bir bilimkurgu klasiğidir.

Dizide, akışın hızlandırılması ve aksiyona ağırlık verilmesi bizi şaşırtmadı. 2. sezonun da sürükleyici olacağı fragmandan belli.

Zevkle seyredin!
Aynı konu hakkında diğer yazılar:
TheManinthehighcastle

10 Ekim 2016 Pazartesi

Günün videosu: The Man in the high castle / Philip K. Dick / Alternatif tarih / Amazon Prime TV dizisi 2. sezon!

Philip K. Dick, isimli, Amerikalı bir bilim kurgu yazarının "The man in the high castle" isimli romanından uyarlanan dizinin 2. sezonu 16 Aralık'ta başlıyor.

Dilimize, "Yüksek şatoda ki adam" olarak 1999 yılında tercüme edilen kitap hakkında daha önce, bir tanıtım yapmıştık. Yazar, bilimkurgunun, "alternatif tarih" adı verilen, alt türüne dahil, bu kitabında, Japonya ve Nazi Almanya'sının, 2. Dünya Savaşı'nı kazanıp, birlikte, A.B.D. topraklarını istila ettikleri bir gerçeklik yaratır.



"Amazon Prime Video" tarafından mini dizi şeklinde ekranlara yansıtılan kitap, özünde, sosyolojik ve felsefi yönleri ağır basan bir bilimkurgu klasiğidir. Dizide, akışın hızlandırılması ve aksiyona ağırlık verilmesi bizi şaşırtmadı. 2. sezonun da sürükleyici olacağı fragmandan belli.
Bu konuda daha önce yazdığımız 2 yazı:
Yüksek_kaledeki_adam

13 Nisan 2015 Pazartesi

Günün kitabı: The Man in the high castle / Yüksek Şatodaki Adam / Philip K. Dick / Alternatif tarih!

1928-1982 yılları arasında yaşamış, Amerikalı bir bilimkurgu roman ve kısa hikâye yazarıdır. 100 civarında öyküsü olmasına rağmen, uluslararası üne, filmi çekilen "Blade Runner", " Total Recall" ve "Minority Report" filmleri sayesinde, ölümünden sonra ulaşmıştır.
En çok irdelediği konu, "gerçeklik" temasıdır. Bunu okuyucuya sunmak için seçtiği yol ise, ya geleceğe yönelik farklı dünyalar yaratmak, ya da "alternatif tarih" araclığıyla, geçmişi değiştirmektir.
Bugün, sunmak istediğim kitap, "Amazon Prime Video" tarafından "mini dizi" şeklinde çekilen, 1962 yılında yazdığı, "Yüksek Şatodaki Adam" isimli kitabıdır. 1963 yılında, "en iyi bilimkurgu ve fantezi çalışması"'na verilen Hugo ödülünü kazanmıştır.

Kitapta ki kurguya göre, Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu, II.Dünya Savaşı'nı kazanmışlarve A.B.D.'ni işgal etmişlerdir. Dünyanın çeşitli yerlerine kukla hükümetler kurarlar. İtalya tüm Akdeniz'i ve Kuzey Afrika'nın büyük bir kısmını ele geçirmiştir. SSCB yıkılmıştır.
Dünyada Almanya ve Japonya arasında bir soğuk savaş başlamaktadır. Bu arada, Almanya, Ay başta olmak üzere, bazı gezegenlerde ve uydularda koloniler kurmaya başlamıştır.
"Alternatif tarih", bilimkurgu edebiyatının, bir alt bölümü olarak, bilhassa, Anglo-Sakson yazarlar arasında kabul görmüştür. Son 10 yıl içerisinde, 1 Hollandalı ve 1 Alman yazar, çıkardıkları, bir kaç seri ile bu gruba katıldılar.
Tarihe meraklı herkes için, "What, if?" sorusu, çok çekicidir. Bu soruyu, belirli dönemler için ele alarak, ekonomik, sosyal ve askeri alanlarda beklenmedik (geçmişte gerçekleşmemiş!) dönüşümlerle, yeni bir tarihsel gerçeklik yaratmak, "kurgu"nun özünü oluşturuyor.
Ancak, o dönemle ilgilenen okurlar, genelde, bahsedilen unsurlar hakkında, geniş bir bilgiye sahip olduklarından, okuyucu kitlesine kendisini kabul ettirmek isteyen yazarların realist bir inceleme, mantıklı bir kurgu çerçevesinde sistematik bir "alternatif Dünya" işleyişi, kurmaları gerekiyor.
Yoksa, çok çabuk, kendilerini, "alternatif tarih yazarları" çöplüğünde bulabilirler.
İşte, Philip K. Dick, çok kısa değindiğm, bu "alt bölüm" alanında, kendini kabul ettirmiş bir usta.
Kitaba gelince, öyle, fazla savaş, silah teknolojisi, vb. konuları ele alan bir nevi macera romanı beklemeyin. Felsefe, sosyoloji ve psikoloji alanlarında cirit atan, düşündüren bir kitap.
Biz neden yer verdik? 2. Dünya Savaşı bitmiş ve Müttefikler kaybetmiş! Bu yetmez mi? (Daha önceki, yazıda belirttiğim gibi, limon sıkmadan, "Fantazi işte!" diyelim!) Bir ara okumanızı tavsiye ederim.
Not: Altıkırkbeş Basın Yayın tarafından piyasaya sunulan, edisyonun tercümesi tavsiye edilmiyor! Resim, Metis Yayıncılık edisyonuna ait..

10 Nisan 2015 Cuma

Günün videosu: The Man in the high castle / Philip K. Dick / Alternatif tarih / Amazon Prime TV dizisi!

Bugün, bir ilki gerçekleştirip, grubumuz da bir video tanıtımını yapalım. Söz konusu, mini dizinin, "Amazon Prime Video" tarafından çekilip çekilmeyeceği, uzun süredir İnternet'de konuşuluyordu. (Üstü kapalı reklam!)
Dizi, Philip K. Dick, isimli, Amerikalı bir bilim kurgu yazarının "The man in the high castle" isimli romanından uyarlama. Dilimize, "Yüksek şatoda ki adam" olarak 1999 yılında tercüme edildi. (Doğal olarak, kitabın, kısa bir tanıtımı, bir sonra ki yazının konusu olacak!) Yazar, bilimkurgunun, "alternatif tarih" adı verilen, alt türüne dahil, bu kitabında, Japonya ve Nazi Almanya'sının, 2. Dünya Savaşı'nı kazanıp, birlikte, A.B.D. topraklarını istila ettikleri bir gerçeklik yaratır.
Ele aldığı "alternatif Dünya"'yı, sosyolojik ve felsefi açıdan dile getirdiği için, pek de öyle "aksiyon" dolu bir eser değildir. Bakalım, Amazon, bu eseri, yeni nesillere sunabilmek için, nasıl harmanlamış?
(Not: "Müttefiklerin, 2. Dünya Savaşı'nı kaybetme ihtimali var mıydı?" gibisinden sorularla, konuya limon sıkmayalım..)