Öne Çıkan Yayın

Günün sözü: "Fransa'ya, "Liberté, égalité, fraternité", "süvari, piyade, ve topçuluk"'dan daha az rehberlik etmiştir."

"Liberté, égalité, fraternité" özdeyişi dilimize "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" olarak çevrilebilir. Bu üçlemenin ne a...

9 Aralık 2015 Çarşamba

2. Dünya Savaşı öncesinde ve esnasında, Alman tankı Panzer I'in özellikleri ve gelişimi!

Her ne kadar, Alman ordusu manevra kabiliyeti yüksek bir ordu olarak kabul edilse de, gerçek bundan çok farklıydı. Almanya, gerekli yeraltı kaynaklarına ve askeri üretim kapasitesine sahip olmadığından dolayı, gerçekleşecek olan bir savaşta, çok kısa sürede ulaşabileceği bir zafere ihtiyaç duymaktaydı.

Versay antlaşmasının getirdiği kısıtlamalar yüzünden, "zırhlı araç" üretmesi yasak olan Almanya, "traktör üretimi" adı altında, gizlice "tank" araştırma ve geliştirme çalışmalarına başlamıştı. 1920'lerin sonlarında ve 1930'ların başında, Sovyet Rusya ile yapılan gizli anlaşmalar sayesinde, Alman subaylar ve bilim adamları, Sovyet topraklarında ki üslerde bir takım prototipler ürettiler.

Hitler'in başkanlığında iktidarı ele geçiren Naziler, 1934 yılından itibaren, Versay antlaşmasını geçersiz ilan ettiler. O tarihe kadar yapılan gizli araştırmalarda elde edilen sonuçlar ışığında, planlı bir tank üretimi başlatıldı.

1. Dünya Savaşı'nda ki "tank üretimi felsefesinin", bire bir yansıması olan Panzer I tankının, tek bir amacı vardı. İlerleyen piyadeye, makineli tüfek ateşi ile destek sağlamak! Bu sayede, düşman siperlerinde ki piyadeler ve düşman müstahkem mevzilerinde ki makineli tüfek personeli etkisiz hale getirilecekti. Diğer bir deyişle, Panzer I, sürekli bir "sindirme ateşi" uygulayabilen, hareketli bir makineli tüfek yuvası idi.

Deutsches Panzermuseum Munster

Bu amaçla üretilen ilk Alman tankı olarak, daha üretildiği yıllarda, ağır İngiliz ve Fransız tankları karşısında tamamiyle etkisizdi. Sahip olduğu zırh, ne bu tip düşman tanklarının toplarından, ne de tanksavar silahlarından koruyordu. Aslında, Alman subaylar ve konu ile ilgili herkes, bu tip bir aracın sadece, "eğitim amaçlı" bir tank prototipi olduğunu biliyordu. Ancak, savaş başladıktan sonra, zaman ilerledikçe, komuta tankı, cephane ve/veya mühimmat tankı, bakım aracı, vb. amaçlarla kullanıldı.

Bunların yanında, ilk "kundağı motorlu tanksavar" olarak bile kullanılmıştır ki, bu konuyu başka bir başlıkta ele alacağız.
İlginizi çekebilecek diğer yazılar:
Tank

7 Aralık 2015 Pazartesi

"Atlas Tarih" dergisinin, 37. sayısı (Aralık 2015/Ocak 2016)!

Bu ay tarih meraklıları için bereketli bir ay; çünkü “Bugünü anlamak için, #tarih“ dergisinin yanında, tanıtmak istediğim ikinci bir dergi daha var.

O da “Atlas Tarih”. İki ayda bir yayınlanan bu süreli yayının 37. sayısı (Aralık 2015/Ocak 2016) çıktı.


Bu ayki sayfa sayısı 146 olan derginin, satış fiyatı 14.- TL.

Gazete bayiine.. (En azından eskiden öyleydi!)

Ilginizi çekebilecek diğer yazılar:

tarihdergileri

4 Aralık 2015 Cuma

Günün dergisi: Posta arabası

Günün dergisi: Posta arabası

Fuat Aktüre tarafından hazırlanan “Posta Arabası” dergisinin 3. sayısı, bir kaç hafta önce, satışa sunuldu. Dergiyi elimize aldığımızda gözümüze ilk çarpan unsur, sayfa sayısının çokluğu oldu. İlk sayısı çıktığında, 136 sayfayı görüpte, “çok” diyenler, bir kere daha şaşırmaya hazır olsunlar. Bu sayı, 164 sayfadan oluşuyor. İkinci sayısının 150 sayfayı kapsadığını hatırlarsak, istikrarlı bir artış söz konusu.

Kapak resmi, D. Busset tarafından yapılmış, arka kapağında da Yıldırım Örer’in, yaratmakta olduğu “Kılavuz” isimli, yeni bir kahramanın müjdesi veriliyor. Dergi toplamda 8 adet kısa öykü tarzında çizgi roman içeriyor. Bunun yanında, 11 farklı konuyu ele alan, çeşitli uzunlukta makale var.

Makalelerin ele aldığı konular,

-Renzo Calegari isimli, Western üzerine uzmanlaşmış  İtalyan bir çizer,

-Ken Parker’ın yaratıcısı, İva Milazzo ile yapılmış bir söyleşinin tercümesi,

-Vahşi Batı’nın tarihçesi,

-Eleuteri Serpieri isimli yeni Tex çizerini konu alan bir derleme,

-“Savaş tarihi” isimli yeni ve farklı bir köşede, Fehmi Ardalı'nın yazdığı, “Tank ve Blitzkrieg" makalesi,

-Çiko’nun hikâyesi,

-“Polisiye durumlar” web sayfasından, Ümit Deniz’in hayatı ve eserleri hakkında bir yazı,

-Bu sayının dosyası ise, “Korku çizgiromanları”

-Beyazperdeden çizgiromana, bilmece sayfası, ülkemizde çizgiroman tarihi, çizgiroman ve müzik başlıkları altında, birbirinden farklı bölümlerde, değişik ilgi alanları ile çizgiroman arasında ki, kültürel alışveriş sonucu ortaya çıkan eserlere yer verilmiş.

Diğer bir değişle, sadece sayıca değil, içerik açısından da çok dolu bir sayı olmuş.

Teşekkürler Fuat Aktüre ve tüm yazarlar...

1 Aralık 2015 Salı

"‪#‎tarih"‬ dergisinin son sayısı...

Üzücü bir haber: Bu sayı, "‪#‎tarih"‬ dergisinin son sayısı.

Son çıkan 19. sayısı ile yayın hayatına son veren dergi NTV Tarih dergisinin kapanmasından sonra aynı ekip tarafından çıkarılıyordu.

Son sayısında yer alan metin:

“Elinizdeki sayıyla dergimiz yayın hayatına son veriyor.
“Sizlerin ilgisine rağmen, bağımsız bir yayını sürdürmenin maddi külfeti, biz, bu kararı almaya zorladı. 19 aylık birlikteliğimiz noktalanıyor ama, sizlerle birlikte çıktığımız bu tarih yolculuğu inşallah sona ermeyecek.”

Temmuz 2013’te kapatılan NTV Tarih dergisinde ki ekip 1 Haziran 2014'te "#tarih" dergisini çıkarmaya başlamıştı.

Derginin kapandığı yazısını okudum, çok üzüldüm. Bunu hiç haketmeyen bir yayındı.

Umarım, başka bir dergi ile karşımıza çıkarlar. Herşey için teşekkürler...

29 Kasım 2015 Pazar

Günün kitabı: Irak Seferi ve Esaret / Charles V.F. Townshend


Bugün tanıtmak istediğim kitabın adı, “Irak Seferi ve Esaret”, yazarı İngiliz komutan Charles V.F. Townshend. Kitap, Yeditepe Yayınevi’nin „Anı dizisi“ serisinde basılmış.

Osmanlı Ordusunun, 1. Dünya Savaşı'nda kazandığı iki büyük zafer vardır. Birincisi Çanakkale zaferi, diğeri ise, Kütü'l-Amare kuşatmasıdır. Çanakkale zaferini çok kişi bilir. Ancak Kütü'l Amare zaferi, maalesef, karanlıkta kalmıştır.

İngilizler “Mezopotamya Seferi” adı verdikleri Irak cephesinde, Osmanlı'ya karşı birçok muharebede üstünlük elde etmiş olmalarına rağmen, en son yapmış oldukları Selmanipak taarruzuyla birlikte zor duruma düşmüş ve Kütü'l Amare kuşatmasıyla birlikte de büyük bir mağlubiyet yaşamışlardır.
1. Dünya Savaşı'nın başında, İngiliz ordusu, Osmanlı İmparatorluğunun savaş ilanından hemen sonra, Kasım 1914'te Basra'yı işgal etti.
Bu, tabii ki, İngiliz Genelkurmay'ı tarafından önceden hazırlanmış "olası harekâtlardan" birisiydi ve başlıca 2 amacı vardı.
Birisi, her geçen gün, ekonomide ve savaş araçlarının (bilhassa, savaş gemilerinin!) kullanımında hayati bir önem kazanan, petrolün, ana kaynaklarından birisi olan Orta Doğu petrollerini ele geçirmek, diğeri ise,  İngiliz İmparatorluğunun mücevheri konumunda ki, Hindistan yolunun denetimini garanti altına almaktı.
1915'te Tümgeneral Townshend komutasındaki 6. Hint Tümeni, planın geri kalanını tamamlamak üzere Mezopotamya Seferi'ni başlattı. Amaç Selmanıpâk üzerinden Bağdat'a ilerleyerek bölgenin hâkimiyetini kısa sürede ele geçirmekti.
İlk çatışma ve muharebelerden, kendi beklentilerinden daha fazla başarı elde ederek, hızlı bir biçimde ilerleyen İngiliz ordusu, Selmanıpâk yakınlarında mevzilenen 6. Ordu karşısında yenilgiye uğradı ve  Kût-ül-amare'ye çekilmek zorunda kaldı.
Altıncı Ordunun komutanı Goltz Paşa idi. Ancak, Batı İran’da ki gelişmeler nedeniyle, sık sık komutayı Nureddin Paşa'ya bırakmaktaydı. Geri çekilen İngilizleri takip etmekte geç kalan, Nureddin Paşa’nın yerine Enver Paşa’nın akrabası olan Halil paşa atandı.
Kuşatma esnasında, İngilizlerin yolladığı bir çok destek kuvvetini mağlup etmeyi becerdi. Özellikle, su ve yiyecek sıkıntısı çeken, kuşatılmış İngiliz ordusu 29 Nisan 1916'da teslim oldu.
Osmanlı Devleti'nin, Çanakkale'nin yanı sıra, İngiliz ordusunu yenilgiye uğrattığı ikinci cephe Kût-ül-Amare oldu.
General Townshend, orijinal ismi, "My campaign in Mesopotamia" olan bu kitabı, 1920 yılında yayımlayarak, mağlubiyetini ve İstanbul’da geçirdiği esaret hayatını, belgeledi.
1921'de Askerî Tarih Encümeni tarafından notlandırılarak Türkçeye çevrilmiş olan kitabın , Yeditepe Yayınları'ndan çıkan 2007 baskısı, 696 sayfa ve fiyatı da 22,50 TL.

Bu arada, 2012 yılında, İş Bankası Kültür Yayınları Anı dizisinde, yeni bir baskısı daha çıktı.

Başlığı  biraz değiştirmişler.

Mezopotamya Seferim: Kurna, Kütülamare ve Selmanıpak Muharebeleri

Kitabın sayfa sayısı artarak, 736 sayfaya çıkmış. Fiyatı 24.- TL.

Not: İş Bankası Kültür Yayınları’nda çıkan eser, doğrudan, İngilizce’den tercüme edilmiş.

Bir gün birisi, okursa, bir yorum ekler, umarım.

24 Kasım 2015 Salı

Günün filmi: "ERTUGRUL 1890" / Türkçe kısa tanıtım filmi...

21 Kasım'da bahsettiğimiz, "Ertuğrul 1890" isimli Japon/Türk ortak yapımı filmin, Türkçe kısa tanıtım filmi...


22 Kasım 2015 Pazar

Pazar günü filmi: 125 YEARS MEMORY (Ertugrul) - 125 yıllık hafıza / Fragman

Pazar günü filmi köşesinde bugün bir fragmana yer veriyoruz.


Bizim yapmamız gerekeni, Japonlar yapmış! 1890 yılında, Ertuğrul Fırkateyni'nin Japonya sahillerinde batışı ile başlayan ve 1985'te 215 Japon vatandaşının, İran-Irak savaşından kurtarılmasıyla devam eden, bir yardımlaşma öyküsünün anlatıldığı, "Ertuğrul 1890" filmi...