Öne Çıkan Yayın

Günün sözü: "Fransa'ya, "Liberté, égalité, fraternité", "süvari, piyade, ve topçuluk"'dan daha az rehberlik etmiştir."

"Liberté, égalité, fraternité" özdeyişi dilimize "Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik" olarak çevrilebilir. Bu üçlemenin ne a...

10 Nisan 2014 Perşembe

2. Dünya Savaşı'nda Doğu cephesi hakkında yazılmış kitaplardan örnekler ve PAUL CARELL!

George M. Nipe'ın, 3. Harkov muharebesinde savaşan, SS-zırhlı birlikleri üzerine yazdığı kitabı okurken, bu konuda, dilimize çevrilmiş hangi kitapların olduğunu merak ettim. Kütüphanemde yaptığım araştırma beni, Paul Carell’in eserine ulaştırdı.
Bu araştırma esnasında ister istemez geçmişe bir yolculuk yaptım. Benim elimde ki kitaplara göre,1979 yılından itibaren “Baskan yayınları” bu konuda başrolü oynamış. “İkinci Dünya Savaşı Belgeseli” isimli bir dizi yayınlamışlar. Bu dizide göze çarpan yazar isimlerinden birisi olan Paul Carell, bu yazının konusunu oluşturuyor.


Esas ismi, Paul Karl Schmidt olan yazar, 1911 doğumlu olup, fakir bir ailenin tek çocuğudur. Birinci Dünya savaşı sonrası Almanya’sında, bilhassa 1920’li yılların ikinci yarısında yükselmeye başlayan Nazizm’in etkisinde kalmıştır. 1931 yılında, SA birliklerine üye olarak katılmıştır. (SA: Sturm Abteilung: Saldırı kıtası) Kiel üniversitesinde psikoloji öğrenimi gören ve 1936 yılında doktorasını bitiren Schmidt, 1938 yılında SS üyesi olur. (SS: Schutz Staffel: Koruma timi) Burada, üstün konuşma ve yazma yeteneği sayesinde hızla yükselerek, 1940 yılında Dışişleri Bakanı Ribbentrop’un, basın sözcüsü oldu.

En önemli görevi günlük basın konferanslarının hazırlanması olan, Schmidt, aynı zamanda, ünlü Alman propaganda dergisi “Signal”’in içeriğinin hazırlanmasına etki etmiştir. Kişisel olarak da Yahudilerden nefret eden Schmidt, bilhassa Çekoslovakya ve Macaristan Yahudilerinin, toplama kamplarına nakli konusunda her iki ülke yöneticilerine baskı yapmıştır. (Bu konuda yaptığı yazılı açıklamalar, hâlâ, Nürnberg devlet arşivlerindedir.)
2. Dünya Savaşı’nın bitiminden sonra, 06 Mayıs 1945 tarihinde tutuklandı ve 2,5 yıla yakın bir süre hapis yattı. Çıkarıldığı mahkemede sanık değil, tanık muamelesi gördü ve bir ceza almadan serbest bırakıldı. 1950 yılından itibaren “Kristall” dergisinde makaleler yazmaya başladı. Yazarken, önceleri “Paul Karell”, sonraları “Paul Carell” ve “P.C. Holm” takma isimlerini kullandı. “Die Welt” (Dünya) ve “Die Zeit” (Zaman) gibi gazetelere yazdığı makaleler sayesinde, Axel-Springer yayınevinde kendisine bir yer edindi. Bu yayınevinin “amiral gemisi” olarak kabul edilen “Der Spiegel” (Ayna) dergisine makaleler yazmaya başladı. Yayınevinin sahibi olan Axel Springer’in özel danışmanı olan Schmidt, Federal Almanya’nın tutucu-sağ olarak isimlendirebileceğimiz kanadında kendine bir yer edindi.
1950’li yıllarda gerek Neo - Nazi akımlarla gerekse eski SS’lerle bağlantı kuran Schmidt’in, 1970’lerde, Alman Gizli Servisi için, ajan olarak çalıştığı, bizzat BND (Bundesnachrichtendienst:Alman Gizli Servisi) tarafından, geçen sene açıklandı. (Spiegel dergisi, 03.06.2013)

20 Haziran 1997 tarihinde vefat eden Schmidt, diğer adıyla Carell, hakkında yukarıda yazdığım kısa özet, bahsedeceğimiz kitapların yazarını biraz daha yakından tanımamız açısından önemlidir. Çünkü sosyal bir bilim dalı olan tarih yazımı, okurlar kadar, hatta onlardan daha fazla yazarlar tarafından yoruma açıktır. Konuyu ele alan yazarın, geçmişi ve kişisel görüşleri, seçtiği kaynaklar, kaynakları analizi ve yorumlayışını derinden etkiler. Bunun yanında, ne kadar tarafsız olmaya kalsa da, her insanın bilinçaltında kendisinin bile farkına varmadığı, öngörüler vardır. Bunlar, çeşitli yorumlarla esere yansıyabilir.

Bu kısa açıklamayı gözönüne alarak, Paul Carell’in Türkçe’ye çevrilmiş kitaplarına bir göz atalım.

1963 yılında yayınlanan, “Unternehmen Barbarossa”, dilimize “Barbarossa Harekâtı / 1941-1945 Alman-Sovyet Savaşı” olarak, emekli albay Hüsnü Erentok tarafından çevrilen ilk kitabıdır. 1973-74 yıllarında 3 cilt halinde ülkemizde Sinan Yayınlarınca piyasaya verilen kitaplar, 3. hamur kağıda basılmış ve karton kapaklıdır. 1. cildi 372 sayfa, 2, cildi 438 sayfa ve 3. cildi 591 sayfadan, toplam 1401 sayfadan oluşan bir eser.


1981 yılında, Baskan Yayınları’nın “İkinci Dünya Savaşı Belgeseli” isimli dizisinde, “Kursk Savaşı” olarak dilimize çevrilen ikinci kitabını görüyoruz. Sâmih Tiryakioğlu tarafından tercümenin, Fransızca basımdan yapıldığı, kitabın orijinalinin “La bataille de Koursk” olarak not düşülmüş olmasından anlaşılıyor. (Aslında, kitabın başlığının “Kursk muharebesi” olması gerekiyor!)Kitap, 272 sayfadan oluşuyor. (Sonunda, “Kaynaklar” gibi bir ek yok, orijinalinde de böyle olup olmadığını bilmiyorum.)


Alias Paul Carell’in dilimize çevrilen diğer bir kitabı, yine Baskan Yayınları’nın “İkinci Dünya Savaşı Belgeseli” isimli dizisinde, 1983 yılında yayınlanmış. İsmi, “Stalingrad’ı sonrası” olan kitap yine Sâmih Tiryakioğlu tarafından Fransızca basımdan (“Après Stalingrad”)  tercüme edilmiş. Orijinali Paul Carell tarafından 1966 yılında “Verbrannte Erde:Schlacht zwischen Volga und Weichsel” (Yanmış toprak: Volga ile Vistül arasında ki sefer) ismiyle yayınlanmış. Fransızca basımı 1969 yılına ait olan kitap, Aralık 1942 – Mart 1943 tarihleri arasında, Stalingrad kuşatması esnasında ve sonrasında, Alman Güney Ordular grubunun Kafkaslar’dan başlayan geri çekilmesini anlatır.


Aynı yıl, bu sefer, İbrahim Artuç’un tercümesi ile “Çöl tilkisi: Rommel” kitabı, Carell’in dilimize kazandırılan diğer bir eseri. Kitabın orijinal ismi, “Die Wüstenfüchse. Mit Rommel in Afrika” (Afrika tilkileri. Rommel ile birlikte Afrika) olup, 1964 yılında yayınlanmış. (Burada gözümüze çarpan, Baskan Yayınları’nın, isminin, Kastaş Yayınları olarak değişmesi oluyor.)


Yazarın dilimize çevrilmeyen diğer kitapları:

Sie kommen! Die İnvasion der Amerikaner und Briten in der Normandie 1944, 1960 (Geliyorlar! 1944 yılında, Amerikalı ve İngilizlerin Normandiya’yı işgali)

Stalingrad. Sieg und Untergang der 6. Armee, 1992 (Stalingrad. Zafer ve 6. Ordunun yıkımı)
Die Gefangenen. Leben und Überleben deutscher Soldaten hinter Stacheldraht, 1980 (Esirler. Dikenli teller arkasında Alman askerlerinin hayatı ve hayatta kalma mücadelesi)

Der Russlandkrieg. Fotografiert von Soldaten. Der Bildband zur Unternehmen Barbarossa und Verbrannte Erde, 1968 [Rusya savaşı. Askerler tarafından çekilen fotoğraflar. Barbarossa harekâtı ve "Yanmış toprak" dair albüm]

7 Nisan 2014 Pazartesi

Günün belgeseli: Alman "ZDF-İnfo" kanalında yayınlanan "Hitler'in Savaşçıları" isimli belgeselin dördüncü bölümü!

Alman "ZDF-İnfo" kanalında yayınlanan "Hitler'in Savaşçıları" başlıklı 6 bölümlük ve ilk defa 1998 yılında yayınlanan belgeselin dördüncü bölümünü ekliyorum.

Hazırlayıcısı, Guido Knopp isimli 1980'lerden itibaren devlet kanalı olan ZDF için çalışan bir tarihçi-gazetecidir. Öncesinde "Frankfurter Allgemeine Zeitung" ve "Welt am Sonntag" gazetelerinde (ortanın sağı olarak nitelendirebileceğimiz) çalışmıştır. Devletten aldığı destekle özellikle Nasyonal Sosyalizm tarihi üzerinde uzmanlaşmış çok üretici bir yazardır.

Kitapları ve bunlardan üretilen belgeselleri çok geniş kaynaklara dayanır ve anlatımı/sunumu akıcı ve kolay anlaşılır bir tarza sahiptir. Diğer bir deyişle, Almanya'da popüler tarih yaratıcıları arasında en ön sıralarda yer alır. Belgesellerinde ki sorun, her ne kadar bir kaç bölümden oluşsa da, neredeyse 30 yıla yakın bir dönemi anlatırken doğal olarak oluşan bilgi patlaması ve dönemsel atlamalardır. Bir nevi bilgilerin kısıtlı zaman dilimine sıkıştırılması sonucu oluşan bir bombardıman ve bunun sonucu seyirci de kopmalar yaşanır. Bundan dolayı, kitaplarını okumak daha verimlidir.

6 bölümlük bir belgeselden geniş alıntılar yapmak tabii ki mümkün olmadığından buraya "youtube"'da bulduğum İngilizce versiyonun linkini ekliyorum.


Hitler'in Savaşçıları / Guido Knopp / İngilizce / Bölüm 4

Belgeseli takip edenler, Knopp'un ele aldığı karakterlerin analizini sosyal, ekonomik ve politik etkileşimler ışığında yaptığını göreceklerdir. Şahsen, bu bölümde, karakterinde kişisel sorunlarına gereğinden fazla yer verildiği ve bundan dolayı Luftwaffe'nin gelişiminde ki rolünün arka plana düştüğünü düşünüyorum.


"Devlet kanalı" olan ZDF için çalıştığı gerçeğini hiç bir zaman unutmayalım. "Resmi kaynaklara" dayalı bir popüler tarihçilik yapmak zorunda kalmış, "Holocaust", savaş öncesi uluslararası politika, 2 savaş arası dönemde ki ideolojik çatışmanın Avrupa siyasetine ve Alman iç politikasına etkileri, 1. Dünya Savaşı'nın mirası gibi konulara belirli bakış açılarından yaklaşmıştır. Yine de çok verimli ve seyretmesi/okuması her zaman öğretici bir tarihçi/gazetecidir. 

Dilimize 2 kitabı tercüme edilmiştir. Daha önce tanıtmıştım. Her iki kitabın tercümesi güzeldir. Fiyatları uygundur. Baskı kalitesi ülkemiz koşullarındadır.


Diğer bölümlere bu linkden ulaşabilirsiniz:
https://savasvetarih.blogspot.de/search/label/Guido%20Knopp

4 Nisan 2014 Cuma

"Atlas Tarih" dergisinin, 26. sayısı (Nisan/Mayıs2014)!

Bu ay tarih meraklıları için bereketli bir ay; çünkü “Bugünü anlamak için, #tarih“ dergisinin yanında, tanıtmak istediğim ikinci bir dergi daha var.

O da “Atlas Tarih”. İki ayda bir yayınlanan bu süreli yayının 26. sayısı (Nisan-Mayıs 2014) çıktı.
Bu ayki sayfa sayısı 146 olan derginin, satış fiyatı 12.- TL.
Gazete bayiine...(En azından eskiden öyleydi!)
Ilginizi çekebilecek diğer yazılar:

13 Mart 2014 Perşembe

1940 Batı seferi / Fall gelb / Manstein versiyonu!

1940 Batı seferi için hazırlanan plan, Manstein tarafından yapılan öneriler sonucu şu hale geliyor:



Planın 29 kere değiştirildiği yazılır. Son versiyonun şekillendirilmesinde, şans büyük rol oynuyor. 

10 Ocak 1940 tarihinde, Münster'de yapılacak Genelkurmay toplantısına katılmak üzere, Messerschmidt Bf 108 uçağıyla Köln'den yola çıkan Binbaşı Helmut Reinberger ve binbaşı Erich Hönman kötü hava koşulları nedeniyle Belçika'ya zorunlu iniş yaparlar. Bu iki subay, planları yakamadan, Belçika jandarmaları tarafından yakalanırlar. 

Müttefik genelkurmayının,  "Plan Sarı"' dökümanlarını ele geçirmesine rağmen, Alman Kara Kuvvetleri Komutanlığı, yeni bir plan hazırlamaz. Ayrıca, Manstein'ın önerdiği, Ardenler bölgesi üzerinden, zırhlı birliklerle saldırı planını da, "gerçekleştirilmesi olanaksız" diyerek kabul etmez.

Manstein, Rundstedt'in desteğiyle de, OKH planının değiştirmek için, fazla üsteleyince, başka bir birliğin komutasına atanma bahanesiyle, uzaklaştırılır. Ancak, emrindeki bir subayın, Hitler'in emir eri ile görüşmesi sonucunda, kendi planını, bizzat Hitler'e sunma fırsatı yakalar. 

Sonrasını biliyoruz. "Sichelschnitt" planının doğuşu ve 1940 Batı/Fransa seferi.. 

Kısacası, Alman Genelkurmayının da çekişme, eski ve yeni nesil mücadelesi, Hitler'in eski nesil Prusyalı subay kitlesini zayıflatma çabaları ve şans faktörü. Bu durumda, Manstein'a hava koşulları ve Müttefikler yardımcı olmuş.

10 Mart 2014 Pazartesi

Günün belgeseli: Alman "ZDF-İnfo" kanalında yayınlanan "Hitler'in Savaşçıları" isimli belgeselin üçüncü bölümü!

Alman "ZDF-İnfo" kanalında yayınlanan "Hitler'in Savaşçıları" başlıklı 6 bölümlük ve ilk defa 1998 yılında yayınlanan belgeselin üçüncü bölümünü ekliyorum.

Hazırlayıcısı, Guido Knopp isimli 1980'lerden itibaren devlet kanalı olan ZDF için çalışan bir tarihçi-gazetecidir. Öncesinde "Frankfurter Allgemeine Zeitung" ve "Welt am Sonntag" gazetelerinde (ortanın sağı olarak nitelendirebileceğimiz) çalışmıştır. Devletten aldığı destekle özellikle Nasyonal Sosyalizm tarihi üzerinde uzmanlaşmış çok üretici bir yazardır.


Kitapları ve bunlardan üretilen belgeselleri çok geniş kaynaklara dayanır ve anlatımı/sunumu akıcı ve kolay anlaşılır bir tarza sahiptir. Diğer bir deyişle, Almanya'da popüler tarih yaratıcıları arasında en ön sıralarda yer alır. Belgesellerinde ki sorun, her ne kadar bir kaç bölümden oluşsa da, neredeyse 30 yıla yakın bir dönemi anlatırken doğal olarak oluşan bilgi patlaması ve dönemsel atlamalardır. Bir nevi bilgilerin kısıtlı zaman dilimine sıkıştırılması sonucu oluşan bir bombardıman ve bunun sonucu seyirci de kopmalar yaşanır. Bundan dolayı, kitaplarını okumak daha verimlidir.

Bugün 6 bölümlük belgeselin üçüncü kısmını size sunuyorum. 
Aşağıda "youtube"'da bulduğum 
İngilizce versiyonun linkini ekliyorum.

Hitler'in Savaşçıları / Paulus / Guido Knopp / İngilizce / Bölüm 3

Belgeseli takip edenler, Knopp'un ele aldığı karakterlerin analizini sosyal, ekonomik ve politik etkileşimler ışığında yaptığını göreceklerdir.

"Devlet kanalı" olan ZDF için çalıştığı gerçeğini hiç bir zaman unutmayalım. "Resmi kaynaklara" dayalı bir popüler tarihçilik yapmak zorunda kalmış, "Holocaust", savaş öncesi uluslararası politika, 2 savaş arası dönemde ki ideolojik çatışmanın Avrupa siyasetine ve Alman iç politikasına etkileri, 1. Dünya Savaşı'nın mirası gibi konulara belirli bakış açılarından yaklaşmıştır. Yine de çok verimli ve seyretmesi/okuması her zaman öğretici bir tarihçi/gazetecidir.

Dilimize 2 kitabı tercüme edilmiştir. Daha önce tanıtmıştım. Her iki kitabın tercümesi güzeldir. Fiyatları uygundur. Baskı kalitesi ülkemiz koşullarındadır.


Diğer bölümlere bu linkden ulaşabilirsiniz:
https://savasvetarih.blogspot.de/search/label/Guido%20Knopp

7 Mart 2014 Cuma

Last victory in Russia / The SS-Panzerkorps and Manstein's Kharkov Counteroffensive / February-March 1943 - Rusya'da ki son zafer / SS- Tank kolordusu ve Manstein'ın Harkov'da ki karşı saldırısı / Şubat -Mart 1943 - George M. Nipe

Bu aralar, George M. Nipe'ın "Last victory in Russia / The SS-Panzerkorps and Manstein's Kharkov Counteroffensive / February-March 1943" isimli kitabını okuyorum. Türkçemize "Rusya'da ki son zafer / SS- Tank kolordusu ve Manstein'ın Harkov'da ki karşı saldırısı / Şubat -Mart 1943" olarak tercüme edebileceğimiz kitap, İngilizce bilen herkese tavsiye edebileceğim bir eser.
Yazar kitabın başında, sadece, bu operasyon üzerine odaklanmış İngilizce bir yayın bulmanın çok zor olduğunu belirtmiş. (Yayınlandığı tarihleri göz önüne alarak ki, bu da, 2000 yılı oluyor.) Türkçemize tercüme edilmiş bir eser, bildiğim kadarıyla yok. Diğer taraftan, 2. Dünya Savaşı'nın Doğu cephesinde ki kısa süreli bir operasyon zaten herkesin ilgisini çekmez.

368 sayfalık kitap, 17 bölümden oluşuyor. Yazarın geçmişi hakkında kitapta kısa da olsa bir bilgi olmaması ilginç, daha da doğrusu, bir eksiklik. Her ne kadar, operasyonel düzeyde savaş tarihi yazımı çok yoruma açık değildir. Ele alınan, operasyonun sonucu belli olduğundan, kazanan veya kaybeden hakkında "taraflı" yorum yapmak, çok kolay göze çarpacağından, kaçınılan bir durumdur. Yine de, yazarın geçmişi bize ele aldığı konuya yaklaşımı hakkında daha ayrıntılı bir bilgi vereceğinden, kitap içinde ki bazı yorumlarını daha iyi anlamamızı sağlardı.

Üçüncü Harkov muharebesi olarak anılan bu harekât, Nazi Almanyası ordusunun (Wehrmacht) Güney ordular Grubuna dahil olan, SS Tank kolordusu, 1. Tank ordusu ve 4. Tank ordusunun koordineli karşı saldırısını sonucunda, Nazi Almanyası'nın zaferi ile sonuçlanmıştır.

Yazar, kitabın başlığından da anlaşılabileceği gibi, bu harekâtın, sadece, SS Tank kolordusu ile ilgili kısmını anlatmaktadır. Bir tarih kitabı olduğundan dolayı, en önemli kısmı, kendisine kaynak olarak seçtiği kitaplar ve belgeler.

A.B.D. milli arşivlerinde yer alan, Alman ordusuna ait kayıtlar, Waffen-SS ve Wehrmacht'da görev yapmış askerlerin otobiyografileri ve biyografileri ve 2. Dünya Savaşı Doğu cephesi (Eastern front) hakkında yazılmış diğer kitaplar kullandığı kaynaklar. Buradan da anlaşılacağı gibi, ağırlık daha çok Alman kaynaklarında. "Kaynaklar" bölümünde yaptığım araştırma sonucunda, hata yapmadıysam, sadece 2 adet Sovyet general tarafından yazılmış kitabı kullanmış. Diğer bir deyişle, harekâtı ağırlıklı olarak, Alman kaynaklarına dayanarak anlatıyor. Ancak, bundan, "taraflı" bir yaklaşım gösterdiği anlaşılmamalı.

Kitabın adından da anlaşıldığı gibi, Üçüncü Harkov muharebesinde, Waffen-SS birliklerinin mücadelesini anlattığı bir kitapta, yazarın onlara odaklanması gayet doğal, ancak, bazı yerlerde, gerek komutanları gerekse askerleri övme konusunda fazla tekrara kaçtığı da göze çarpıyor.

Harekâtın gelişimini anlatırken, hangi birliklerin hangi günlerde, nereden nereye ilerlediği ve hangi Kızıl Ordu birlikleri ile nerelerde çarpıştığı, gibi bilgiler kaçınılmazdır. Bu tip enformasyon, uzun süre okunduğunda doğal olarak sıkıcı gelmeye başlar Buna, harita eksikliğini de ekleyince, kitapta zor okunan bazı bölümler oluşmuş.
Kitaba alınan haritalar üzerinde ki önemli bilgilerin bazıları, orijinalde renkli kalemlerle yazılmış. Ancak, kitapta siyah/beyaz basıldıklarından dolayı, yetersiz kalıyorlar.

Yazar, birliklerin çatışması esnasında, her iki tarafın gerek asker gerekse silah açısından artı ve eksilerini çok gerçekci bir biçimde değerlendirmiş. Sovyet komuta kademesinin, Stalingrad kuşatmasının başarıyla sonuçlanmasından sonra, bilhassa, güney cephesinde durmadan geri çekilmek zorunda kalan Alman birlikleri karşısında kazandıkları öz güveni vurgulayor. Zamanla, bu özgüvenin, nasıl kendine aşırı güvene döndüğünü ve Manstein'ın bunu nasıl Kızıl Ordu'ya karşı kullandığını anlatıyor.

Kızıl Ordu'nun asker sayısında ki üstünlüğünü, tank ve toplarının hem sayı hem de kalite açısından üstünlüğü ile pekiştirdiğini defalarca dile getiriyor. T-34 tankına cevap olarak alel acele cepheye sürülen, tank avcılarının, ünlü Tiger tanklarından daha fazla işe yaradığını anlatıyor. Güney Ukrayna'da ki kötü ve yetersiz yollarla, Tiger tankının ağırlığını çekemeyen köprülerin, bu tankın harekâtlarda yetersiz kalmasının temel nedenleri olduğunu vurguluyor.

Ayrıca, Waffen-SS askerlerinin otobiyografilerinden yaptığı alıntılar, sıradan askerin katlanmak zorunda olduğu iklim, yol, beslenme ve barınma zorluklarını çok iyi anlatmış.

Genelde, orta düzeyde İngilizce bilen ve konuya ilgi duyan herkese tavsiye edebileceğim, akıcı bir kitap...

4 Mart 2014 Salı

"Atlas Tarih" dergisinin, 25. sayısı (Şubat/Mart 2014)!

Şubat ayında tanıtımını yaptığımız bir tarih dergisi, 2 ayda bir çıktığından, geçen ay gözden kaçırmış olan okuyucular için bu ay bir tekrar yapıyorum:

O da “Atlas Tarih”. İki ayda bir yayınlanan bu süreli yayının 25. sayısı (Şubat/Mart 2014) çıktı.
Bu ayki sayfa sayısı 146 olan derginin, satış fiyatı 14.- TL.

Gazete bayiine.. (En azından eskiden öyleydi!)

Ilginizi çekebilecek diğer yazılar:

tarihdergileri