Öne Çıkan Yayın

Neden Hitler, 1940 Batı Seferinde "Dur!" emri verdi?

2. Dünya Savaşı'nın bitişinden bugüne kadar hâlâ tartışılan konulardan birisi de, 1940 Batı Seferinde, Hitler'in neden Alman zırhlı...

15 Haziran 2017 Perşembe

Neden Hitler, 1940 Batı Seferinde "Dur!" emri verdi?

2. Dünya Savaşı'nın bitişinden bugüne kadar hâlâ tartışılan konulardan birisi de, 1940 Batı Seferinde, Hitler'in neden Alman zırhlı birliklerine Dünkerk önlerinde durmaları yönünde bir emir verdiğidir.

Kısaca bir hatırlatma yapmak gerekirse, 10 Mayıs 1940 tarihinde, Hollanda, Belçika ve Fransa'yı işgal etmek için Alman orduları saldırıya geçti. Müttefiklerin Belçika sınırında bekleyen Fransız ve BEF (British Expeditionary Force) kuvvetlerinden oluşan orduları, Almanları Belçika ortalarında durdurabilmek amacıyla, aynı gün Belçika içerlerine doğru ilerlerler.

Almanların esas vurucu gücü olan Kleist Zırhlı Grubu o tarihe kadar kimsenin beklemediği bir harekâtla ormanlık ve dağlık Ardenler bölgesinden kimseye ilerlemeden hızla ilerlerler. Belçika içlerine doğru ilerleyen Müttefik ordularını güneyden kuşatırken, 24 Mayıs tarihinde Hitler tarafından bir "Dur!" emri ile Dünkerk önlerinde ilerlemelerine ara verirler.

Dünkerk kenti kuşatılan bölgede, Müttefik kuvvetlerinin, özellikle BEF kısaltması ile anılan
(Britanya  Seferi Kuvveti) İngiliz ordularının tahliye edilebileceği son limandı.

Sözü edilen kuvvetlerse, Hollanda ve Belçika üzerinden gelen Alman piyade birlikleri ile güneyden gelen Alman zırhlı birlikleri arasında sıkışmış bir durumdaydılar. Daha da önemlisi, hem bu kuvvetlerin komuta kademesi hem de Belçika sınırı yakınlarında Fransa'da konuşlandırılmış olan Fransız birliklerinin komuta kademesi şaşkın, şoka uğramış ve bundan dolayı ne yapacağını bilemez bir durumdaydı. BEF'in Arras'da ve De Gaulle'in Montcorney'de gerçekleştirdiği karşı saldırılar yetersiz birliklerle ve koordinasyonsuz gerçekleştirildiğinden başarısız olmuşlardı. Diğer bir deyişle, Belçika topraklarında ki Müttefik orduları çaresiz bir durumdaydılar.

İşte bu koşullarda, Hitler'in verdiği "Dur!" emri, önleri açık olan Alman zırhlı birliklerinin 3 gün oldukları yerde saymalarına neden olmuş, bu geçen sürede de söz konusu Müttefik birlikleri, Dünkerk limanı etrafında sağlam bir savunma hattı kurabilmişlerdir. 27 Mayıs tarihinden itibaren tekrardan saldırıya geçen Almanlar doğal olarak bu yeni ve sağlam savunma düzeni karşısında zorlanmışlardır. Çatışmalar devam ederken, Kraliyet donanması ile sivil İngiliz tekneleri 4 Haziran tarihine kadar, yaklaşık olarak 340.000 askeri (115.000 tanesi Fransız olmak üzere) İngiltere'ye tahliye edebilmişlerdir.


Görüldüğü gibi, Avrupa anakarasına gönderilen İngiliz Ordusunun neredeyse tümü kurtulmuştur. Bunun 2. Dünya Savaşı'nın gidişatına orta ve uzun vadede ne gibi olası etkileri olduğu günümüzde bile tartışılmaktadır. Benim bugün durmak istediğim nokta, Hitler'i böyle bir karar vermeye iten nedenler neydi?

Herşeyden önce, Meuse nehrinin çok az kayıpla ve hızlı bir biçimde geçilmesi, bu beklenmedik rahat geçiş sonucunda Müttefiklerin beklenen sayıda ve kapasitede karşı saldırılar denememiş olması sadece Hitler'i değil, tüm üst düzey komuta kademesini rahatsız etmekteydi. B Ordular Grubu komutanı olan Rundstedt, Fransa'da konuşlandırılmış olan Fransız kuvvetlerine komuta eden general Gamelin'i oldukça iyi tanıyordu. Onun ilerleyen Alman zırhlı kuvvetlerine güneyden güçlü bir karşı saldırıya geçeceğini düşünmekteydi. Bundan dolayı, zırhlı kuvvetlerin durup, hızları yüzünden çok geride piyade birliklerini beklemeleri gerektiğini düşünüyordu.

Cepheye daha yakın olan ve üst düzeyde komutanlar arasında bir stratejik otorite olarak kabul edilen Rundstedt'in bu endişesi, Hitler'i çok etkiler. Bunun sonucu olarak, Hitler ünlü "Dur!" emrini verir.

Hitler, ikinci bir neden olarak, Flandr bölgesinde yer alan bataklık tarzı topografyayı göstermiştir.Bu arazi koşullarında çok sayıda zırhlı araç kaybetmekten korktuğunu söylemiştir. Üçüncü neden, yine, zırhlı birliklerin kayıpları ile bağlantılıdır.

Hitler, "Case Red" (Plan Kırmızı) olarak kodlandırılan 1940 Batı Seferinin ikinci bölümü için, elinde yeterli sayıda zırhlı birlik kalmasını istiyordu. Plan Sarı'nın devamı olarak hazırlanan plan, Belçika'da ki Müttefik kuvvetlerin imhasından sonra, Fransa'nın geri kalanını yine zırhlı birliklerin öncülüğünde işgal etmeyi içeriyordu. Fransa'da konuşlandırılmış olan 3 zırhlı tümenin varlığı, Hitler'i seferin başından beri gerek mekanik gerekse savaş koşulları nedeniyle yıpranmış olan zırhlı birliklerini korumaya almaya itmiştir.


Bu askeri nedenler dışında, Hitler'in politik strateji konusunda ki yaklaşımlarını da göz önünde tutmamız gerekir. Uğradıkları kayıplar ve Fransa'nın yenilmesi sonrasında, İngiltere'nin barış isteyeceğine dair inancı da Hitler'in son nedenidir.

(Not: Göring'in, sadece Hava Kuvvetleri'ni kullanarak, Müttefik kuvvetleri yok edebileceği iddiaları, "Dur!" emri verildikten sonra ortaya çıkmıştır.)

Görüldüğü gibi, çok basit bir emrin verilişi konusunda bile birden fazla kişi ve durum rol oynamıştır. Bundan dolayı, üzerinden 77 yıl geçmesine rağmen bu konu hala gündeme gelir. Şunu da eklemek isterim ki, Hitler gibi, psikolojisi bozuk bir diktatörün kafasından neler geçtiğini kimse bilemez.

Heinz Guderian'ın takma ismi olan "Schnelle Heinz" / "Hızlı Heinz" nasıl ortaya çıktı?

2. Dünya Savaşı'nda, Nazi Almanyası Kara Ordusu (Heer) tarafından uygulanan (Blitzkrieg) Yıldırım Savaşı'nı uygulayan bağımsız zırhlı birliklerin yaratıcısı olan Heinz Guderian'ın takma ismi "Schnelle Hein / Hızlı Heinz'dır. Bugün kısaca, bu takma ismin oluşum hikayesine değinelim.

Askeri tarihçilerin çoğuna göre, 1940 Batı Seferinin en önemli dönüm noktalarından birisi, Guderian kontrolünde ki 19. kolordunun Meuse nehrinin geçişidir. Harekât öncesi yapılan planlarda, nehir geçildikten sonra, Manş Kanalına varıncaya kadar zırhlı birliklerin durmadan ilerlemesi öngörülmüştü. (Liddel Hardt'ın kitabından, Guderian'ın sözleri!) 


 Ancak, Müttefik kuvvetler gibi, Alman üst düzey komuta kademesi de, Meuse nehrinin bu kadar hızlı ve az kayıpla geçilmesini şüpheyle karşılamaktaydılar. Bunun yanında, nehri geçen birliklerin, onları yeniden nehre dökmeyi amaçlayan bir karşı-saldırı ile karşılaşmamış olması daha da hayret vericiydi.

Özellikle, B Ordular Grubu komutanı olan Rundstedt, rakibi Fransız generali Gamelin'in, en azından, Manş Kanalı'na ilerlemeye başlayan Guderian komutasında ki zırhlı birliklere güneyden bir karşı saldırı düzenleyeceğini düşünüyordu.

Cepheye daha yakın olan ve üst düzeyde komutanlar arasında bir stratejik otorite olarak kabul edilen Rundstedt'in bu endişesi, Hitler'i çok etkiler. Bunun sonucu olarak, Hitler Meuse nehrini aşan Guderian'a ilk "Dur!" emrini vermiştir. (Halder muhalefet ederken, Brauchıtsch pasif kalır.)



Deliye dönen Guderian, Zırhlı Grup Komutanlığına giderek üstü general Kleist'la tartışmış, bir sonuç alamayınca görevden alınmasını istemiştir. Bir gün sonra, B Ordular Grubu Komutanlığından gelen 12. Ordu komutanı general List, Guderian'ı tekrar görevine iade etmiş ve kendisini, ('reconnaissance in force') "kuvvetli bir keşif gücüne" komutasına vermiştir. Guderian, bu "keşif" görevinin, o güne kadar olan anlam ve kapsamını genişleterek, 2 gün boyunca durmadan Manş Kanalı'na doğru ilerlemeye devam etmiştir. Bu keşif, Rommel'in komuta ettiği 7. Zırhlı Tümen, Arras'da BEF (British Expedition Force) karşı saldırına uğrayınca durmuş, daha doğrusu, bunun sonucunda verilen ikinci "Dur!" emri ile kesinlikle durdurulmuştur.



Ama, aradan geçen bu süre içerisinde, dost ve düşman hiçbir subayın hayal bile edemeyeceği bir hızla düşman birlikleri arasında ilerleyen Heinz Guderian'a, "Schnelle Heinz" takma ismi uygun görülmüştü. (Emrinde ki asker ve subaylar, kendisinin sürekli olarak, "Schnell, schnell!" dediğini vurgulamışlardır.)

1940 Batı Seferinde ki "Dur!" emirlerinden ilki!

İngiliz tarihçi Sir İan Kershaw'a göre, 1940 Mayıs Batı seferinde, Hitler'in verdiği "Dur!" emri, sadece İngiliz ordusunu değil, Winston Churchil'in politik kariyerini de kurtarmış. Sör'e göre, (Adamın ünvanını yazmazsak, ayıp olur!) eğer, BEF (British Expeditionary Force / Britanya Seferi Kuvveti) imha edilmiş olsaydı, çok büyük ihtimalle, Churchill görevden alınacaktı.
Yani, Hitler, hem İngiliz ordusunu, hem de en büyük düşmanlarından birisini kurtarmış. (Baş düşmanını değil!)
İan Kershaw'dan bu alıntıyı yaptıktan sonra, konuyu biraz daha ayrıntılı bir biçimde ele alalım.
Her şeyden önce, 1940 Batı Seferinde bir değil, iki (Hatta, bazı kaynaklara göre, daha fazla!) "Dur!" emri var.


Bunlardan ilki, Guderian komutasında ki 19. kolordunun Meuse nehrinin geçişidir. Harekât öncesi yapılan planlarda, nehir geçildikten sonra, Manş Kanalına varıncaya kadar zırhlı birliklerin durmadan ilerlemesi öngörülmüştü. (Liddel Hardt'ın kitabından, Guderian'ın sözleri!) Ancak, Müttefik kuvvetler gibi, Alman üst düzey komuta kademesi de, Meuse nehrinin bu kadar hızlı ve az kayıpla geçilmesini şüpheyle karşılamaktaydılar. Bunun yanında, nehri geçen birliklerin, onları yeniden nehre dökmeyi amaçlayan bir karşı-saldırı ile karşılaşmamış olması daha da hayret vericiydi. Özellikle, B Ordular Grubu komutanı olan Rundstedt, rakibi Fransız generali Gamelin'in, en azından, Manş Kanalı'na ilerlemeye başlayan Guderian komutasında ki zırhlı birliklere güneyden bir karşı saldırı düzenleyeceğini düşünüyordu.


Alman Genel Karargahı'nda, Hitler ile birlikte harekâtı takip eden Kara Kuvvetleri Başkomutanı Brauchitsch ile Genelkurmay Başkanı Halder, "eski nesil" üyesi komutanlar olarak, zaten zırhlı birliklerin, geriden gelen piyade birliklerini beklemeden bu kadar hızlı biçimde düşman hatlarının içine doğru ilerlemesinden büyük bir rahatsızlık duymaktaydılar. Üst düzeyde bu kadar çok endişe duyan generalin Hitler'i etkilememesi imkansızdı. Bunun sonucu olarak, Hitler Meuse nehrini aşan Guderian'a ilk "Dur!" emrini vermiştir.


Deliye dönen Guderian, Zırhlı Grup Komutanlığına giderek üstü general Kleist'la tartışmış, bir sonuç alamayınca görevden alınmasını istemiştir. Bir gün sonra, B Ordular Grubu Komutanlığından gelen 12. Ordu komutanı general List, Guderian'ı tekrar görevine iade etmiş ve kendisini, ('reconnaissance in force') "kuvvetli bir keşif gücüne" komutasına vermiştir. Guderian, bu "keşif" görevinin, o güne kadar olan anlam ve kapsamını genişleterek, 2 gün boyunca durmadan Manş Kanalı'na doğru ilerlemeye devam etmiştir. Bu keşif, Rommel'in komuta ettiği 7. Zırhlı Tümen, Arras'da BEF (British Expedition Force) karşı saldırına uğrayınca durmuş, daha doğrusu, bunun sonucunda verilen ikinci "Dur!" emri ile kesinlikle durdurulmuştur.
İlginizi çekebilecek diğer yazılar:
1940 Batı seferi

9 Mayıs 2017 Salı

Günün sözü: Herman Göring

"Günün sözü" köşesini, bugün, Nazi Almanya'sı Alman Hava Kuvvetleri komutanı Hermann Göring'e ayıralım.

09 Mayıs tarihinde, savaşın bitiminden bir kaç gün sonra, Amerikalı general Robert I. Stack, Hermann Göring'e onu tutuklamaya geldiğini söylediğinde, Göring'in yorumu: "Wenigstens 12 Jahre anständig gelebt!" (En azından 12 yıl boyunca, hayatın tadını çıkararak yaşadım.)
["anstaendig" kelimesi Almanca'da, çok geniş bir anlamda kullanılır. "Dürüst"den, "aklı başında"'ya kadar farklı şekillerde dilimize tercüme edilebilir. Göring'in burada kastettiği, "belirli bir seviyenin üstünde ki yaşam kalitesidir.] " At least I have 12 good years." şeklinde İngilizce'ye tercüme edebiliriz.
1923 yılında ki, Münih Birahanesi Darbesi esnasında, yaralandıktan sonra, İsveçli karısıyla birlikte, İnnsbruck'a kaçmayı beceren Göring'e, burada ki tedavisi esnasında, günde 2 defa morfin verilir. Burada edindiği morfin bağımlılığı, Göring'in hayatında bir dönüm noktasıdır. Artık, 1. Dünya Savaşı'nda ki cesur ve atak asker gitmiş; onun yerine, karakterinin sinirli, bencil ve narsist yönleri ön plana çıkmıştır.



1933 yılından itibaren, Hitler'in yükselişinde, özellikle, politika ve endüstri alanlarında ki bağlantılarıyla, önemli rol oynamıştır. Bu bağlamda, yüksek sosyete ve gece hayatı, onu zevk ve sefâ dolu bir yaşam stiline sürüklemiştir. (Kişisel yapısının da, buna uygun olduğu gerçeğini, unutmayalım.)

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Emek Bayramı'mız kutlu olsun!

Tüm çalışan ve çalıştıktan sonra emekli olmuş arkadaşlarımızın "Emek Bayramı" kutlu olsun!



23 Nisan 2017 Pazar

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun!

23 Nisan Bayramının kökeni: "22 Nisan 1920’de yapılan çağrıyla Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 günü toplandı. Meclis, 24 Nisan 1920’de Mustafa Kemal Paşa’yı başkanlığa seçti.

Meclisin açılış günü olan 23 Nisan, 1921’de çıkarılan bir kanun ile ülkenin ‘ilk resmi bayramı’ olarak ilan edildi. Kanunda, ‘23 Nisan günü milli bayramdır’ ifadesi yer aldı. 1935’te çıkarılan bir kanun ile 23 Nisan, ‘Milli Hakimiyet Bayramı’ olarak adlandırıldı."

Demek ki, Atatürk, "Meclis'in kuruluşu"'ki, "Milletin egemenliği" demektir, bu yeni ülkeyi, çocuklara, yani "gelecek nesillere" hediye etmiş. Gerçekten bu vizyon, hepimizi aşar...


16 Nisan 2017 Pazar

Günün kitabı: Galya Savaşı Üzerine notlar / Julius Sezar!

Bugünkü kitap köşemizde, „Galya Savaşı Üzerine notlar / Julius Sezar“ başlıklı kitaba yer veriyoruz.

Gaius Iulius Caesar –nam-ı diğer Jül Sezar– Antik Roma Cumhuriyeti’nin en önemli ve ünlü simalarından birisidir; hem yaşadığı döneme, hem de daha sonraki dönemlere tam anlamıyla damgasını vurmuş bir şahsiyettir.

MÖ 58 yılında, bugün Fransa topraklarının büyük bir kısmını oluşturan Galya’ya resmî devlet görevlisi olarak atanan Caesar’ın, başkomutan olarak bölgeyi tamamen fethettiği MÖ 51 yılına kadarki bütün icraatları ve anıları, oldukça özgün ve ilginç bir üslupla bizzat kendisi tarafından kapsamlı bir şekilde yıl yıl kaydedilmiştir.
"Commentarii de bello Gallico", askeri teşkilatlanma ve muharebe taktikleri için son derece elzem bilgiler taşır. Bu notlar o dönemden bugüne ulaşan nadir kayıtlar arasında yer alır. Eser, Caesar’ın karşılaştığı ve savaştığı Galya, Germanya ve Britanya toplulukları hakkındaki gözlemlerini aktarması bakımından eşsizliğini hep korumuştur. Ayrıca Latincenin MÖ 1. yüzyılda ulaştığı standart biçimi yansıtan en önemli örnekler arasındadır. Elinizdeki kitap dönemin ruhuna uygun düşecek şekilde, resim, muharebe krokileri ve çizimlerle desteklenmiş, bunun yanında metinde geçen birçok yer ve ismin ayrıntılı açıklaması yapılmıştır.
Gaius Iulius Caesar (MÖ 100 - 44)
MÖ 100 yılında Roma’da doğdu. Güçlü bir hatip, yazar, politikacı ve askeri lider olan Caesar, halkçı bir politika izledi. Siyasi kariyerinin doruğuna MÖ 59 yılındaki konsüllüğü döneminde erişti ve bir sonraki yıl Galya’ya prokonsül olarak atandı. MÖ 51 yılında Galya’yı tamamen fethetti, daha sonra Roma Senatosu ile anlaşamayınca Pompeius ile savaştı, iç savaşın galibi olduktan sonra diktatör oldu. Birçok reform gerçekleştirdi, kendisini istemeyen bir grup tarafından MÖ 44 yılında bir senato oturumunda hançerlenerek öldü. Askerî yetenekleri, siyasi kariyeri, savaş notları ve daha birçok niteliğiyle, unutulmayan ve büyük iz bırakmış bir şahsiyet olmuştur.


Latinceden dilimize Samet Özgüler tarafından tercüme edilen kitabın fiyatı: 20.- TL. 333 sayfalık kitap, Şubat 2017 tarihinde piyasaya verilmiş.